Gündem

2 KASIM’DA İŞ BIRAKIYORUZ!

Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Mustafa Ölgün, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Sınav İptal Edilsin!-yoksulluk sınırı üzerinde ücret artışı istiyoruz.”dedi
Başkan Ölgün yaptığı yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; ulus-lararası sözleşmelerde, insan hakları sözleşmelerinde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde tanınmaktadır. Bu konuda çok sayıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Danıştay ve idari yargı kararı bulun-maktadır.
151 sayılı ILO Sözleşme-si’nin 3. maddesinde kamu görevlileri örgütlerinin amacının, kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliş-tirmek olduğu, kamu çalışanlarının çıkarlarını savun-mak amacıyla etkinliklerde bulunabilecekleri düzenlen-miştir.
Anayasa’nın “Milletlerarası Antlaşmaları Uygun Bulma” başlıklı 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlü-ğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmün-dedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvu-rulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin millet-lerarası antlaşmalarla kanun-ların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hüküm-leri esas alınır.” emredici hükmünü içermektedir. Bu düzenleme ile İLO sözleş-mesinin kanun hükmünde olduğu tartışmasızdır.
87 sayılı ILO Sözleşmesi, SENDİKA ÖZGÜRLÜĞÜNE VE ÖRGÜTLENME HAKKININ KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞMEDİR. Sözleşmenin birinci bölümündeki maddelerde örgütlenme özgürlüğü düzenlenmiştir. Bu bölümde yer alan 3/1. madde; “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzen-lemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.”,
Aynı bölümün 8/2 maddesi; “Yasalar bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz.”,
Örgütlenme Hakkının Korunması bölümünde yer alan 11. madde; “Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte bulun-duğu Uluslararası Çalışma Örgütünün her üyesi, çalışan-ların ve işverenlerin örgütlenme hakkını serbestçe kullan-malarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlü-dür.” düzenlemelerini içermek-tedir.
Türkiye 1992 yılında bu sözleşmeyi onaylamış, 8 Ocak 1993 tarih, 93- 3967 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de usulüne uygun yürürlüğe koymuştur. Bu karar 25 Şubat 1993 gün, 21507 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Görüldüğü gibi; 87 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3/1 maddesi, kamu çalışanlarının örgütlenme ve etkinlikte bulunma özgürlüğünü; aynı maddenin 2. fıkrası, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiğini düzenlemiştir. Sözleşmenin 8/2 maddesi de iç hukukta, sözleş-me ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte yasal düzenleme yapılamayacağına, uygulamada da bu hakların kısıtlanamayacağına yer vermiştir.
Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 28. maddesi çalışan ve işveren örgütlerinin, topluluk hukuku, ulusal yasalar ve uygulamalara göre toplu sözleşmeler müzakere etme, imzalama, menfaat çatışması halinde grev dâhil, kendi çıkarlarını korumak için toplu eylem yapma hakkını düzen-lemiştir.
Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkı Türk Ceza Kanunu ile de korumaya alınmış, TCK’nin 118. maddesinde sendikal faaliyetin engellenmesi yasaklanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamında, sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları, sözleşmeye aykırı bulmuştur. AİHM; KESK’e bağlı sendika üyele-rinin başvurularında, AİHS’nin 11. maddesinin sendikanın yapacağı toplu eylemler yoluyla, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarını savunma özgürlüğünü güvence altına aldığını, sendika üyeleri tarafından gerçekleştirilecek olan bu eylemlere taraf dev-letlerin izin vermesi gerektiğini, 11. maddede grev yapma hakkı açık bir şekilde ifade edil-memişse de bu hakkın tanınmasının, en önemli sendikal haklardan biri oldu-ğunu, genel bir grev yasağının sözleşmenin 11. maddesinin ihlali anlamı taşıdığını, sendika üyelerinin grev ve eylemlere katıldıkları için disiplin cezası ile cezalandırılmalarının sen-dikal hakları kullanmaya yönelik caydırıcı bir niteliğe sahip olduğunu, yasaklama ve engellemelerin demokratik bir toplumda gerekli olmadığını tespit etmiştir. (Karaçay – Türkiye, Satılmış ve Diğerleri – Türkiye, Urcan ve Diğerleri – Türkiye, KESK üyesi Enerji Yapı Yol Sen – Türkiye)
Benzer eylemler, Danıştay ve idare mahkemeleri tarafın-dan da yasal ve meşru kabul edilmiştir. Danıştay; sendika üyelerinin sendikaların yetkili kurullarınca alınan, üretimden gelen güçlerini kullanma çağırı-sına uyarak, davacının sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği yönündedir. Etkinlik nedeniyle göreve gelmemenin disiplin suçu ile cezalandırılmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Sendikal kararlar gereği değişik tarihlerde gerçekleştiri-len uyarı grevleri ve iş bırakma kararlarına uyarak işe gitmeyen üyelerimize verilen disiplin cezaları, idare mahkemelerince iptal edilmiştir.
Konuya ilişkin yargı kararlarında, özellikle kamu çalışanlarının iş bırakma eylemlerinden dolayı uğradıkları soruşturmalar sonucu verilen disiplin cezalarının iptali istemli davalarda, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, İŞ BIRAKMALARI SENDİKAL İZİN ve MAZERET İZNİ olarak değerlendirmiştir.
Sendika üyelerinin, sendikaların aldığı karara uyarak, hizmet üretmemesi sen-dika üyeliğinin doğal sonucu-dur. Bu durumun temel hak ve özgürlükler kapsamında, yasalar, genelgeler, yargı kararları ile güvence altına alındığı tartışmasızdır.”şeklinde konuştu

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.