GÜNCEL HABER

6. Dönem toplu sözleşme başvuruları başladı

Türkiye Kamu Sen Amasya Şube Başkanı Şemsettin Dümen, 6. Dö-nem Toplu Sözleşme süreci Çalışma ve Sosyal Güven-lik Bakanlığı Reşat Moralı toplantı salonunda bugün yapılan ilk oturumla baş-ladı. Çözüm bekleyen sorunları sonuca ulaştıran bir toplu sözleşme masası olmalıdır dedi.
Sorunların sonuca ulaştırılmasının gereklili-ğinin altını çizen Dümen, “Kamu İşveren Heyeti’nin değerli üyeleri, Kamu çalı-şanları sendikaları ve kon-federasyonların değerli başkanları, toplantıya ka-tılan diğer heyet üyeleri, hepinizi saygıyla selam-lıyor, 2021 yılı 6. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin kamu görevlilerimize, emeklilerimize, milletimi-ze ve devletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Yaklaşık 3,5 milyon ka-mu çalışanının, 2 milyon dolayındaki emeklinin ve bunların ailelerinin altıncısını yaptığımız toplu pazarlıklardan büyük beklentisi vardır. Bu toplu sözleşme süreci toplamda 20 milyonun üzerindeki vatandaşımızın, yani nüfusumuzun dörtte birinin 2022 ve 2023 yıllarındaki geleceğini doğrudan etkileyecek-tir. Bu nedenle bu süreç en verimli şekilde sürdürülmelidir.
Ormanlarımıza kastedenlerin hevesleri kursaklarında kalacak Son günlerde ülkemizin pek çok bölgesinden or-man yangını haberleri geliyor. En önemli doğal varlığımız ormanlarımızı, hayvan ve bitki çeşitliliğimizi kaybedi-yoruz. Bu yangınların eş zamanlı olarak çıkmasının nor-mal bir durum olmadığı görülüyor. Kaynağı, kökeni ve sebebi ne olursa olsun orman yakmak bir terör eylemidir. Doğal zenginliklerimize kasteden tüm cani teröristleri lanetliyor; faillerinin en kısa zamanda yakalanarak hak ettikleri cezaya çarptırılacağına inanıyoruz. Yangınlarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, etkilenenlere geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Yan-gın söndürmek için gece gündüz demeden canla başla mücadele eden tüm ekiplere kolaylıklar diliyor, minnetlerimizi sunuyoruz. Biliyoruz ki vatanımıza, milletimize, topraklarımıza, ormanlarımıza, bitkilerimize, hayvanlarımıza, huzurumuza kasteden tüm hainlerin hevesleri kursaklarında kalacak, bütün yaralar sarılacak, yanan her ağacın yerine onlarcası yetişecektir. Türkiye Kamu-Sen olarak bu konuda üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum.
Pandemi döneminde memurlarımızın fedakarlıkları bir kez daha görüldü
Bütün dünya yaklaşık iki yıldır koronavirüs belasıyla mücadele ediyor. Bu sürede neredeyse her aile en az bir ferdini bu salgında kurban verdi; pek çok kişi virüse maruz kaldı. Sokağa çıkamadığı-mız, yavrularımıza, anne, baba-larımıza dahi yaklaşamadığımız günler oldu. Ama bu günlerde sağlık çalışanlarımız haftalarca evlerine dahi gitmeden toplumu-muzun sağlığı için adeta bir savaş verdi.
Bizler evlerimizde güven içinde uyurken, elektrik, su, doğalgaz, altyapı, güvenlik, ulaşım, posta gibi temel hizmetler aksamadan devam etti. Bütün olumsuz şartlara rağmen ülkemizin en pahalı ve kalabalık yerlerinden, en ücra köşelerine kadar, kamu hizmetleri aksamadan gidiyorsa bu; kamu çalışanlarının bütün olumsuzluklara rağmen gösterdiği fedakârlık saye-sinde olmaktadır. Orman yangınlarıyla mücadele ederken, pandemi ile mücadele ederken, doğal afet durumlarında kamu çalışanlarımızın kıymetini bir kere daha anlıyoruz. Salgının başlarında aylarca başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere kamu görevlilerine alkış tuttuk. Ama sonra maalesef yapılan bütün fedakarlıkları unuttuk, normal-leştirdik.
Ne yazık ki, olağanüstü şartlarda canlarını ortaya koya-rak milletimize hizmet üreten kamu çalışanlarımızın hak-larını vermek konusunda da aynı tavrı takınıyoruz. Başımızın sıkıştığı her noktada imdada kamu çalışanları yetişiyor ama halini gören olmuyor. Açlığa, yoksulluğa ve ihmalkarlığa uğramış kamu çalışanları yorgun, bitkin, ça-resiz ve umutsuz durumdadır. Kamu çalışanları neden mi mutsuzdur, neden mi umutsuzdur? Her toplu sözleşme döne-minde kamu görevlilerimizin ve emeklilerin sorunlarını bu masaya taşımak adına büyük bir ciddiyet ve titizlikle hazır-ladığımız taleplerimizi, kamu işveren tarafına sunuyoruz.
Sonuç aldığımız ve çözüme kavuşturulan konuları talep metnimizden çıkarıyor, yeni bir mesele gündeme geldiyse bu-nunla ilgili talep ve görüşümüzü de ekliyoruz.
Toplu sözleşmelerden beklentimiz, her toplu sözleşme döneminde sizlere sunduğumuz talep kitapçığımızın incel-mesi, çözüme kavuşan konuların bu kitapçıktan çıkarıl-masıdır. Maalesef, gelişmeler bu yönde olmuyor. Her toplu sözleşme döneminde bu kitap biraz daha kalınlaşıyor, var olan meselelere yenileri ekleniyor. İşte bu yüzden kamu çalışanları artık umudunu kaybetmek üzeredir. İnşallah bu sene toplu sözleşme görüşmeleri, elimizdeki bu talep kitap-çığının incelmesini sağlayacak sonuçlar getirir. Bu masa, sorunların çözülebileceği tek yerdir. Bunun için bu masanın en geniş katılımla ve demokratik ilkelere göre teşekkül ettirilmesi son derece önemlidir.
Bu bakımdan memurlarımızın grev ve siyasete katılma hakkının önündeki engellerin kaldırılmasının, genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kolu toplu sözleşmelerinin birbirinden ayrılmasının, görüşmelerin farklı zaman ve zeminlerde gerçekleştirilmesinin, toplu sözleşmelerinin etkinliğinin artırılması noktasında faydalı ve elzem oldu-ğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte 4688 sayılı Kanunun eksik ve yanlış hükümlerinin; toplu sözleşme görüşmelerini yalnızca mali ve sosyal haklarla sınırlayarak memurlarımı-zın yer değiştirme, atama, yükselme, disiplin, unvan deği-şikliği gibi sorunlarının bu masada görüşmesini engelleyen hükümlerin değiştirilmesi şarttır.
Hedeflenen değil, gerçekleşen enflasyon baz alınmalıdır
Ülkelerin önlerini daha iyi görebilmek için enflasyon hedeflemesi yapması doğaldır. Belirli konjonktürel dalgalan-malara bağlı olarak bu hedeflerin tutmaması da doğaldır.
Ancak; tüm çalışanlara enflasyon hedefi doğrultusunda ücret artışı yaptıktan sonra, hedeflenen enflasyondan yapılması durumunda, çalışanlarını ve vatandaşlarını gerçekleşen enflasyon karşısında kaderiyle baş başa bırakması doğal değildir. Ve kabul edilemez. Nitekim; 2012 yılından beri Orta Vadeli Mali Planlarda enflasyon hedefi %5 iken aynı dönemde ortalama enflasyonun yıllık %12 olarak gerçekleştiğini görüyoruz.
Yani gerçekleşen enflasyon hedef enflasyonun yaklaşık ortalama 2,5 katı oluyor. Dolayısıyla memur ve emeklilere hedef enflasyona göre zam yapmanın rasyonel hiçbir daya-nağı bulunmuyor. Yıllardır, vatandaşlarımızın zorunlu olarak tükettiği mal ve hizmet fiyatlarındaki artışlar, me-mur maaşları için temel kabul edilen enflasyon oranının üzerinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle kamu çalışanlarının ücretleri mal ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar karşı-sında her yıl erimektedir. Geçtiğimiz dönem imzalanan toplu sözleşme gereği 2020 yılı için memurlara %4+4 zam yapıl-mıştı. Enflasyon farkları da eklendiğinde memurlara geçen yıl toplam %11,56 zam yapıldı ama enflasyon %14,6 oldu. Dolayısıyla resmi enflasyona göre bile 2020 yılında memur maaşları %3 eridi. Bu yıl ise %3+3 zam öngörülmüştü, şu anda yıllık enflasyon %17,53 olarak açıklandı. Yani memur maaşı kutuplardaki buzullardan daha hızlı eriyor. Sonradan ödenen enflasyon farkı ise erimeyi durdurmak yerine geçici bir çözüm oluyor.
Maaşların döviz kuru karşısındaki durumu ortadadır. 2019 yılında 706,7 dolar olan ortalama memur maaşı an iti-barı ile 656 dolara düştü; memur maaşı aylık 51 dolar eridi. 2002 yılında ortalama memur maaşıyla 22,1 çeyrek altın alınabilirken bu rakam bugün 6’ya geriledi. Sadece Haziran 2020 ile 2021 arasında 4 kişilik ailenin zorunlu harcamaları tam bin 262 lira artarken memur maaşındaki artış enflasyon farkı ve aralık sonuna kadar geçerli olacak temmuz zam-larıyla birlikte ortalama 734 lirada kaldı. Yani harcamalar bin 262 lira gelir ise 734 lira arttı; aile bütçesi son bir yılda aylık 528 lira açık verdi. Durum böyle iken, sermaye sahip-lerine sürekli vergi indirimleri, aflar, teşvikler getiriliyor ama bütün yük adaletsiz vergiler yoluyla bizlerin üstüne yıkılıyor. İşte bu yüzden ülkemizin kaynaklarını adilce paylaşalım diyoruz, adil bir gelir dağılımı istiyoruz. Ama-cımız kamu çalışanlarını ve emeklileri insanca yaşayabi-leceği bir ücrete kavuşturmaktır. Avrupa Birliği’nin resmi istatistiklerine göre 34 AB ülkesi içinde gelir dağılımı bozuk olan ülkeler arasındayız. Bu durumdan kurtulmanın yolu vergi ve ücret politikalarının daha adil bir şekilde belir-lenmesinden geçiyor. Bu nedenle artık memurlara şu enflasyon hedefine göre zam teklif etme yanlışından kurtul-mamız ve adil bir vergi sistemi getirmemiz lâzım. Biz burada yalnızca kitaplardaki iktisat teorilerine göre bir üc-ret tespiti yapamayız.
Biz burada yaklaşık 22 milyon vatan-daşın kaderini belirleyecek, sosyal ve insani bir kamu hizmetini ifa ediyoruz. Maaş zamlarının insani tarafı unutulunca mağduriyetlere, borçlara, hacizlere şahit oluruz.
Bunun için artık insanımızın aylık zorunlu harcama-larını, refah payını, ekonomik gelişmeleri dikkate alan bir çalışma yapılmasının zamanı gelmiştir. Ayrıca, yıllarca hizmet verdikten sonra emekliye ayrılarak, huzurlu ve rahat bir yaşam arzulayan emeklilerimiz var.
Emekliye ayrılan bir memurun maaşı yarı yarıya düşüyor.
Emeklilerimize aile yardımı, çocuk parası gibi sosyal yardım ödemesi yapılma-masının mantığını anlamakta güçlük çekiyoruz. Emeklilik bir kâbus olmaktan çıksın diyoruz. Bunun yanında özelleş-tirilen kuruluşlarda çalışanların da gerek çalışma şartları gerekse özlük haklarından doğan mağduriyetlerinin gideril-mesi gerekmektedir.
Son dönemde en çok sıkıntı yaşadığımız konulardan bir tanesi de mülakatla yapılan atamalardır. Gerek kamuya ilk atamalarda gerekse yönetici atamalarında mülakat uygu-laması kesinlikle kaldırılmalıdır. Adam kayırmanın, gruplaşmanın, adaletsizliğin, huzursuzluğun ve liyakatsizliğin kaynağı mülakattır. Bu bakımdan kamuda mülakata dayalı atama ve görevde yükselme işlemlerinden bir an önce vazgeçilmeli, atamalarda objektif ölçüm kıstas-larına dayanan KPSS, görevde yükselmelerde yazılı sınav ve tecrübe dikkate alınmalıdır.
600 Tl seyyanen, 2022 için %21, 2023 için %17 zam ve %3 büyümeden pay istiyoruz
Bütün bu değerlendirmelerimden sonra gelelim mali taleplerimize: Daha önce kamuoyu ile de paylaştığımız üzere, biz memur ve emeklilerin geçmiş yıllardan kaynaklı zararları olduğunu ifade ediyoruz. Bu zararları da resmi rakamlarla ortaya koyuyoruz. Bazıları bizleri geçmiş dönem zararı edebiyatı yapmakla itham etse de sendikacılık bir hak mücadelesidir ve biz memurun, emeklinin haklarını savun-makla mükellefiz. Geçmişin hesabını kapatmadan yeni bir hesap açmanın bedelini 10 yıldır, bütün kamu görevlileri ödüyor. Bunun için öncelikle net 600 lira olarak tespit etti-ğimiz zararımızın taban aylığa yapılacak seyyanen artışla karşılanmasını istiyoruz.
Bundan sonra ise 2022 yılı için %21; 2023 için de %17 zam talep ediyoruz. Gelir dağılımının iyileşmesi, memur ve emeklilerin alım gücünün yükselmesi amacıyla da her yıl ayrıca %3 oranında refah payı artışı talep ediyoruz. Enflasyon farkının ise TÜFE’nin maaşlara yapılan oransal artışların üzerine çıktığı aydan itibaren ödenmesini isti-yoruz. Temel mali taleplerimiz; seyyanen zam ve refah payı da dahil olmak üzere 2022 yılının tamamı için kümülatif %38,98; 2023 yılının tamamında ise %20,51 zam olarak özet-lenebilir.
Mali taleplerimizin karşılanması durumunda bugün (AGİ hariç) 3.919 lira düzeyinde olan 15’in 1’indeki en düşük dereceli memur maaşı 2022 sonunda 5.632 liraya; 2023 sonunda 6.787 liraya; 5.212 lira düzeyinde olan ortalama memur maaşı ise 2022 sonunda 7.244 liraya; 2023 sonunda da 8.730 liraya çıkacaktır. Önümüzdeki yıl için en düşük memur maaşına 1.713 lira, ortalama memur maaşları için ise 2.031 lira zam istiyoruz.
Sayın Bakan’dan ve Kamu İşveren Heyeti’nden Türkiye Kamu-Sen’in ve Memur-Sen’in birlikte karar alarak ortaya koyduğu bu önerileri yalnızca bir sendikal yaklaşım olarak değil kamu görevlilerinin feryadı olarak görmesini istiyorum.
Buna göre Kamuda güvencesiz; 4/B’li, 5393 sayılı Kanun, vekil, kamu dışı aile sağlığı, idari hizmet sözleşmesi gibi ya da kurumlarına özel mevzuata dayanarak sözleşmeli çalış-tırma son bulsun. Üniversite mezunu işçilerle birlikte bütün sözleşmeli personel kadroya geçirilsin istiyoruz. Gelir ver-gisi tarifesine yeni düzenleme getirilsin, kamu görevlilerinin yaşadığı vergi adaletsizliği son bulsun diyoruz. Memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner ser-maye, ek ders, fazla mesai, ikramiye gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, emekli olacak memurların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz. Verilen sözlere uygun olarak bütün kamu görevlilerini kapsayacak ve tüm beklentileri karşılayacak bir ek gösterge düzenlemesine ihtiyaç vardır, bu konudaki adaletsizlikler giderilsin, Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personele de ek gösterge verilsin diyoruz. COVID-19 salgını sürecinde görev yapan memurların bu süreleri fiili hizmet süresi zammı olarak kabul edilsin ve bu sürelerde esnek çalışma şartlarından faydalanamayan memurlara telafi ücreti verilsin diyoruz. Kısaca genel bir değerlendirme yaparak, özetlemeye çalış-tığım taleplerimiz karşılanırsa, memurlarımızın yıllardır biriken sorunları bütünüyle çözülmüş, yaralar sarılmış, memurlarımız üzerindeki kara bulutlar bir nebze olsun dağılmış olacaktır.
Her türlü olağanüstü şartta görev başında olan çalışan-larımıza minnet borcumuzu ekonomik olarak da ödemeli, mağduriyetleri bu yıl, bu masada çözmeliyiz.
Toplu sözleşme çalışmaları her gün devam edecek
6. Dönem toplu sözleşmesine yönelik takvim üzerinde uzlaşı sağlandı.
Takvime göre, hükümetin 12 Ağustos tarihinde teklifini açıklaması beklenirken, takvim gereğince, Ağustos ayında toplu sözleşme çalışmalarının her gün devam etmesi kararlaştırıldı.” ifadelerine yer verdi

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı