GÜNCEL HABER

“Allah’ın subûti sıfatlarının insana kazandırdıkları”

“Allah’ın subûti sıfatlarının insana kazandırdıkları”

Amasya İl Müftü Yardımcısı Emine Uysal, Allah’ın subutî sıfatları, varlığı zorunlu olan ve kemali ifade eden sıfatlardır. Bu sıfatlar “Allah diridir (hayat), irade edendir (irade), güç yetirendir (kudret), herşeyi görendir (basar), herşeyi işitendir (semi‘), herşeyi bilendir (ilim), kullarıyla konuşandır (kelam), herşeyi yaratandır (tekvin)” gibi müsbet (olumlu) ifadelerle Allah’ı tanıttığı için sübûtî sıfatlar adını almışlardır. Sübûtî sıfatların zıtları olan özellikler Allah hakkında düşünülemez. Bu sıfatlar ezelî ve ebedî olup, yaratıkların sıfatları gibi sonradan meydana gelmiş değildir dedi.
Uysal, “Yüce Allah’ın sıfatları -elbette- yukarıda ifade edilen sekiz sıfattan ibaret değildir. Burada özellikle subuti sıfatların ele alınmasının en önemli sebebi; söz konusu özelliklerin -sınırlı da olsa- insana da verilmiş olmasıdır. Zira Allah (c.c.) eşref-i mahlûkât (en şerefli varlık) olarak yarattığı (İsra.70) ve yeryüzüne halife olarak gönderdiği (Bakara.30) insana kendi Zât’ından birtakım özellikler bahşetmiştir. Allah’ın insana ihsan ettiği bu sınırlı özelliklerle ona sonsuz güzellikleri vadetmesi de yine O’nun Rahmân (kullarına çokça merhamet eden) isminin tecellisidir. Yeter ki insan, söz konusu sıfatların kendisine kazandırdıklarının farkına varsın ve onları doğru anlayabilsin. Bu sebeple burada geçen sıfatların -Yaratan’ı tanıma konusunda- insana kazandırdıkları ele alınacaktır.
Allah’ın subutî sıfatlarının insana kazandırdıklarının en önemlisi “Kendini bilen Rabb’ini bilir” fehvasınca kulun kendi sınırlı vasıflarından yola çıkarak Rabb’inin nihayetsiz sıfatlarının farkına varmasıdır. İnsan kendisine verilen cüzi ilim, irade, kudret gibi özellikleri sahiplenir. Bu sahiplenme sayesinde ilim, irade, kudret gibi şeylerin farkına varır ve mahiyetini hisseder. Zira hiç ilmi veya iradesi olmayan birisi ilim ve irade sahibi olmanın ne demek olduğunu idrak edemez. Bu yüzden Allah insana sahiplenme duygusu vererek ilim, irade, kudret gibi özelliklerin mahiyetini kavrattırıyor, onların bir pırıltısını insanın uhdesine koyarak, insanın alemine bir pencere açıyor. Bunun farkına varan insan, sahip olduğu cüz’î ilim ile “Ben şu kadar ilmim ile şu kadar şeyi bilebiliyorum, Allah ise külli ilmi ile her şeyi bilir. Ben cüz’î kudretim ile şu evi yaptım, Allah sonsuz kudreti ile kainatı inşa ediyor…” diyerek Rabb’inin yüceliğini kavrar ve nasıl bir varlığa kul olduğunu bilir.
Yaratan’ın yüceliğini anlayan insan, sıkıntı ve acziyete düştüğünde herşeyi bilen, gören, işiten, nihayetsiz kudret sahibine sığınacağını bilir. Ümitsizliğe veya isyana düşmeden mutmain olarak Rabb’ine teslim olur.
Kul, kendisi gibi diğer insanların da Allah’ın söz konusu lütfuna mazhar olduğunu bilir ve onlarla ilişkisini bu doğrultuda düzenler. Tüm tedbirlere rağmen kavga kaçınılmaz olduğunda dinî-dünyevî her konuda rehberimiz olan Efendimiz (s.a.v)’in “Sizden biriniz kardeşiyle dövüşürse yüze vurmaktan sakınsın. Zirâ Allah Adem’i kendi suretinde yaratmıştır.” (Buhari, Köle azadı;20; Müslim, Birr, 112.) sözü aklına gelir. Bundan dolayıdır ki, İslam alimlerimiz “kalp kırmayı, Allah’ı incitmek” olarak addetmişlerdir.
Sonuç olarak insan Allah’ın subuti sıfatları sayesinde kendinden yola çıkarak Rabb’inin yüceliğini anlar, yalnızca O’na ibadet eder ve yalnızca O’ndan yardım ister. (Fatiha.4) Yaratan’ıyla ilişkisini doğru bir şekilde kuran kul, diğer insanlarla ilişkisini de bu doğrultuda düzenleyerek dünya ve ahirette mutluluğu ve huzuru kazanır.” Diye konuştu.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor, masa ve iç mekan

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı