GÜNCEL HABER

Dünya kadınlar günü anket çalışması sonuçları açıklandı

Dünya kadınlar günü anket çalışması sonuçları açıklandı

vTürk Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, Türk Eğitim-Sen’in Yaptığı 8 Mart Dün-ya Kadınlar günü anket çalışması sonuçları açıklandı dedi.
Terzi yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Kadın eğitim çalışanlarının; yüzde 60,8’i cam ta-van sendromu ile karşılaşıyor. Yüzde 57’si mobbinge maruz kalıyor. Yüzde 43,9’u çalışma ha-yatında şiddete uğradı. Şiddet, başta işe gitmeme isteği olmak üzere mesleki tükenmişliğe, güvensizliğe yol açtı. Kadın eğitimciler pandemi döneminde toplum tarafından dayatılan “öğ-retmen yatıyor” algısından şikâyetçi. Sözleşmeli çalışanlarda boşanmasının eşiğine gelenler/ boşananlar anket sonuçlarına da yansıdı.
Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 02-27 Şubat 2021 tarihleri arasında yaptığı anket çalışmasının sonuçlarını açıkladı. 11 bin 529 kadın eğitim çalı-şanının katılımıyla gerçekleştirilen anket çalışmasına kadın eğitimciler Türk Eğitim-Sen web sayfası başta olmak üzere 13 ayrı internet sitesi üzerinden katıldı.”
Anket sonuçlarını açıklayan Başkan Terzi, Sözlerine helikopter kazasında şehit olan asker-lerimiz için taziye dileklerinde bulunarak başladı. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı dileyen Terzi şunları kaydetti: “ Ne yazık ki 11 şehidimiz var. Acımız büyük. Şehitlerimizin mekânları cennet olsun. Şehit olan askerlerimiz arasında Elazığ 8. Ko-lordu Komutanı Korgeneral Osman Erbaş da var. Kendisi hem terörle mücadelede hem de 15 Temmuz darbe kalkışmasında çok önemli görevler ifa etti. Askerlerimizin içine sızmış olan ‘asker görünümlü hainlere’ karşı büyük kahramanlıklar gösterdi. Hepsinin ruhu şad olsun. İnşallah devletimiz terör belasını kökün-den sona erdirecek.
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak terörle mücadelede sorgusuz sual-siz, şartsız koşulsuz devletimizin yanın-dayız. Son terör unsuru ortadan kaldırı-lıncaya kadar operasyonların devam et-mesini istiyoruz.
Allah güvenlik güçlerimize güç versin” dedi.Başkan Terzi, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutla-yarak, “Bir eğitim sendikası olarak tüm ka-dınlarımız özelinde kadın eğitim çalışan-larını anlamak, mesleki algılarını tespit et-mek, sorunlarına ışık tutmak, beklentilerini ortaya koymak amacıyla 8 Mart Dünya Ka-dınlar Günü’nde bir araştırma raporu ile karşınızdayız. Türk Eğitim-Sen Genel Mer-kezinin hazırladığı “Kadın Eğitim Çalı-şanlarını Anlama” konulu anket çalış-mamız bu özel günde Türkiye’nin “kadın sorunlarına” dikkat çekecektir. Bu nedenle başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlar tarafından titizlikle ince-lenerek, yerinde ve gerekli tedbirlerin alın-ması eğitim hayatımız dolayısıyla toplum hayatımız açısından çok önemlidir” dedi.
Anket çalışmasının çarpıcı başlıkları şu şekildedir diyen Terzi, “Mesleğin Nedenine İlişkin Bulgular Kadın eğitim çalışanlarının en çok mesleğe olan sevgi (%51,4), gelecek için ideal nesiller yetiştirme (%50,6), ülkeye ve insanlığa faydalı olmak (%50,1) için mesleği seçtikleri or-taya çıkmıştır.
Meslekteki kıdemi 1-5 yıl arası olan kadın eğitim çalışanlarının “gelecek için ideal nesiller yetiştirme” gerekçesini diğer kademelere göre daha yüksek oranda (%58,7) belirtikleri gö-rülmektedir.
Kadın eğitim çalışanlarının %63’ü mesleği tekrar seçebileceğini; %18,3’ü ise seç-meyeceğini belirtmektedir. Kararsız olanların oranı %18,7’dir. Meslekte kıdemi 1-5 yıl olanlar diğerlerine göre daha yüksek oranda (%71,5) mesleği tekrar seçebileceğini belirtmektedir.
Mesleği tekrar seçmeye “evet” diyenlerin %52,3’ü mesleği sevdiği için; %20,4’ü mesleğin saygınlığı için seçeceğini belirtmektedir. Kadın Eğitim Çalışanı Olmanın Avantajlarına İlişkin Bulgular Kadın eğitim çalışanları %49,5 oranında “kadın” olmanın mesleki açıdan avantaj sağladığını belirtmektedirler. %31,2’si kadın olmanın herhangi bir avantajı olmadığını belirt-mektedir. Bu soruya “kısmen” cevabını verenlerin oranı %19,3’tür.
Mesleklerinde kadın olmanın avantaj sağladığını düşünenlerin %37’si “öğrencilerle ilgilenme ve çalışma şartlarının uygun olması” durumunu en önemli gerekçe olarak belirtmektedirler.
Kadın olmanın avantaj sağlamadığını düşünenlerin %67,5’i kadın olmanın herhangi bir ar-tısı olmadığını; yüzde 11,4’ü kadın-erkek ayrımı olmadan herkese uygun olduğunu dü-şünmektedir.
Kadınlar için en ideal mesleğin eğitim alanında olduğuna ilişkin soruya katılımcıların %38’i “kısmen”; %31,8’i “hayır” ve %30,2’si ise “evet” cevabını vermişlerdir.
Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Bulgular Kadın eğitim çalışanlarının % 28,3’ü mesleki an-lamda cam tavan sendromu (görünmez engeller) ile karşılaştığını, % 32,5’i bazen karşı-laştığını, % 39,2’si karşı olmadığını ifade etmiştir.
Kadın eğitim çalışanlarının mesleki anlamda en çok karşılaştıkları sorunlar en çoktan en aza doğru; hem ev işi hem de işteki çalışmadan dolayı yıpranma; ders dışı iş yükünün olması, (evrak işleri vb.) maaşın yetmemesi; yaşı küçük çocuklarının bakım problemi; aileye yeterince zaman ayıramama, meslek hastalıkları, kadın eğitim çalışanlarının idari işleri yapamaz algısı şeklinde sıralanmıştır.
Kadın eğitim çalışanı olarak çalışma şartları hakkındaki gidişata yönelik katılımcıların %53’ü kötüye gittiğini, % 26,4’ü aynı kaldığını, %15,2’si iyiye gittiğini ve % 5,4’ü ise fikrinin ol-madığını beyan etmiştir.
Kadın eğitim çalışanları toplumsal hayatta en çok karşılaşılan sorunları; idarecilere sorun-larını anlatmada güçlük, erkek egemenliği, cinsiyet ayrımcılığı, eğitim-öğretim imkânlarından yeteri kadar yararlanamama, kadın istihdamında yetersizlik, şiddet ve taciz, toplumsal fak-törler ve aile birliği şeklinde sıralanmıştır. Ayrımcılık konusuna İlişkin Bulgular
Kadın eğitim çalışanlarına meslek yaşamlarında cinsiyet ayrımcılığı yapılıp yapılmadığı sorulduğunda %38,8’i kısmen yapıldığını, %31,9’u yapıldığını, %27,4’ü yapılmadığını ve %1,9’u fikrinin olmadığını beyan etmiştir.
Araştırmada “Kadın eğitim çalışanları arasında (evli-bekâr, çocuklu-çocuksuz-branşlar arası vb.) ayrımcılık yapıldığını düşünüyor musunuz?” sorusu da yönelttik. Kadın eğitim çalı-şanları arasında (evli-bekâr, çocuklu-çocuksuz-branşlar arası vb.) ayrımcılık yapıldığını dü-şünenlerin oranı % 42,3, düşünmeyenler % 21,3, kısmen olduğunu düşünenler %34,2 ve fikri olmayanlar % 2,2’dir.
İdareciler ve erkek eğitim çalışanlarının kadın eğitim çalışanlarının yetersiz olduğuna iliş-kin algısı ile karşılaşıp karşı olmadıklarına ilişkin sonuçlarda % 45,3’ü karşılaşmadığınız, % 28’i kısmen karşılaştığını, % 24’ü karşılaştığını ve % 2,7’si ise fikrinin olmadığını beyan et-miştir. Mobbing, Şiddet ve Taciz Konusuna İlişkin Bulgular
Kadın eğitim çalışanların %57’si mobbinge maruz kaldığını, %43’ü ise kalmadığını ifade et-miştir. Mobbinge maruz kaldığını ifade eden katılımcılar en çok; erkek yöneticiler tarafından (%81,77), daha sonra sırasıyla en çok veliler tarafından (%34,1), kadın yöneticiler tarafından (%27,2), kadın meslektaşları tarafından( %23,9), erkek meslektaşları( %22,20), öğrenciler tarafından (6,90) mobbing gördüklerini ifade etmiştir.
Katılımcıların en çok; başarılarının görmezden gelinerek (%51,2), kasten angarya işler veri-lerek (%34), dağınık ders programı hazırlanarak (%32,3), yok gibi davranılarak( %28,1’i), mes-leki yeterliliklerinin eleştirilerek( %20,90), velinin öğretmenin üzerine kışkırtılarak (%13), öğ-rencilerle yaşanan sorunlarda( %12,2) mobbinge maruz kaldığını ifade etmiştir.
Katılımcıların %60,7’si mobbinge uğrayan meslektaşına yardımcı olduğunu ifade ederken, %39,3’ü mobbinge uğrayan meslektaşına yardımcı olmadığını ifade etmiştir.
Katılımcıların %43,92’si çalışma hayatında şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir
Şiddete maruz kaldığını ifade eden özel sektörde çalışan kadın eğitimcilerin %48,9’u, kad-rolu olarak çalışan kadın eğitimcilerin %44,8’i, sözleşmeli olarak çalışan kadın eğitimcilerin %36,1’i, ücretli olarak çalışan kadın eğitimcilerin %28,6’sı çalışma hayatında şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir.
Şiddet gördüğünü ifade eden katılımcıların en çok; sözlü şiddete (%72,7), psikolojik şid-dete (%71), fiziksel şiddete (%4,2), cinsel şiddete (% 3.5) maruz kaldığını belirtmiştir.
Şiddet gördüğünü ifade eden katılımcılar şid-detin kaynağı en çok erkek yöneticiler (%72) derken; bunu sırasıyla veliler (%37,3), erkek meslektaşlar (%22,6), kadın meslektaşlar (%21,7), kadın yöne-ticiler (%20), öğrenciler (%10,8’i) olarak belirtmiştir.
Katılımcılar yaşadıkları şiddetin en çok %59,3 işe gitmeme isteği ile sonuçlandığını ifade ederken; daha sonra sırasıyla en çok %38,3 mesleki tüken-mişlik ve kendini verimsiz hissetme, %33,8 mes-lektaşlarına karşı güvensizlik, %32,6’sı yaşanan duygusal durumun ev içi atmosfere yansıması, %26,6’sı konsantrasyon eksikliği, dikkatini top-layamama, %24,5 yalnızlaşma isteği ile sonuç-landığını belirtmiştir.
Salgın Döneminde Yaşanılan Sorunlara İlişkin Bulgular Kadın eğitimciler pandemi sürecinde yaşa-dıkları sorunları çoğunlukla, toplum tarafından da-yatılan öğretmen yatıyor algısı (%60,4), hem iş hem aile hayatının yükümlülüklerini aynı anda yapmaya çalışma (%46,3), mesleki doyum alamama (%37,3), mesai saatlerinin ortadan kalkması (%26,4), öğret-menlere yüklenen angarya işler (%22,7), evde okul çağında çocuklar olması (%18,3), canlı dersleri plan-larken ortak bir saate ulaşılamaması (%16,2), evde araştırma ve çalışma imkânlarının sınırlı olması (%16,2) olarak ifade etmişlerdir.
Geleceğe Yönelik Planlamalara İlişkin Bulgular
Katılımcıların %59,5’i yönetici olmak istemediğini belirtmiştir. %18,4’ü kararsızken %15,1’i ise yönetici olmak istediğini belirtmiştir. Araştırmaya katılan kadın eğitim çalışanların %7’si ise şu an yönetici olduğunu vurgulamıştır.
Araştırma kapsamında kadın eğitim çalışanlarının yönetici olmak istememe durumları araştırılmıştır. Katılımcıların yaklaşık %44,1’i aile sorumluluklarını yerine getirmede zor-laşacağı, %27,1’i yoğun çalışma düzeni, %23,3’ü iş yükünün fazla olması, %22,6’sı maddi açı-dan özendirici bir farklılık olmaması, %21,7 küçük çocuğa sahip olmak gibi nedenlerle yöne-tici olmak istemediğini ifade etmiştir.
Araştırmaya katılan katılımcıların %7,2’si şu an bir akademik kariyer yaptığını ifade eder-ken, %44,5i’ akademik kariyer yapmak istediğini, %30,3’ü ise yapmak istemediğini, yüzde 18’i de kararsız olduğunu belirtmişlerdir.
Katılımcıların %71’i eğitim çalışanı olmayı özverili olarak tanımlarken; %42,6’sı zevkli, %38,4’ü ise dinamik, %31,4’ü yaratıcı, %28,6’sı eğlenceli, %21,4’ü heyecanlı, %17,4’ü rutin, % 11,5’i mecburiyet, %4’ü sıkıcı olarak tanımlamıştır.
Araştırmaya katılan kadın eğitim çalışanlarının %50,6’sı kurumlarında kendilerini değerli hissediyorken; %31,3’ü bazen değerli hissettiğini, %18,1’i ise değerli hissetmediğini ifade et-miştir. Mesleki Doyum, Tükenmişlik ve Özyeterlik Konularına İlişkin Bulgular
Araştırmaya katılan kadın eğitim çalışanlarının %67,2’si mesleklerini yaptıkları için mutlu olduklarını ifade etmişlerdir. Bu soruya katılımcıların %26,5’i kısmen, %6,3’ü hayır cevabı ver-miştir. Araştırmaya katılan kadın eğitim çalışanlarının %50,3’ü mesleklerini yaparken ken-dilerini bazen tükenmiş hissettiklerini; %41,3’ü ise tükenmiş hissettiklerini, %8,4’ü de tükenmiş hissetmediğini ifade etmişlerdir. Araştırmaya katılan kadın eğitimcilerin mesleki tü-kenmişliklerinin bölgelere göre dağılımını da inceledik. Buna göre Doğu Anadolu Bölgesinde yaşayan kadın eğitimcilerin en yüksek (%46,45), Akdeniz Bölgesinde yaşayan kadın eğitim-cilerin en düşük (%35,28) tükenmişlik düzeyine sahip olduğu görülmektedir. Mesleki kıdem değişikliğine göre katılımcıların büyük çoğunluğu mesleklerini yaparken kendilerini bazen ve tamamen tükenmiş hissettikleri ortaya çıkmıştır. Bu durum kıdem ilerledikçe azda olsa art-maktadır. Kadın eğitim çalışanlarının %42,1’i toplum tarafından kısmen mesleki saygı gör-düklerini ifade ederken, %36,7’si ise mesleki saygı görmediklerini belirtmişlerdir. Mesleki say-gı gördüklerini ifade edenlerin oranı %21,2’dir.
Kadın eğitim çalışanlarının %66,7’si mesleklerinin itibarsızlaştığı için toplum tarafından mesleki anlamda saygı görmediklerini ifade etmişlerdir. %28,1’i ise toplumsal değer yargıları, %3,5’i ekonomik, %1,7’ü de öğretmen yeterlilikleri olarak belirtmişlerdir.
Katılımcıların %53,5’i geçmişten günümüze kadın eğitim çalışanlarının saygınlığının azal-dığını, %17,1’i ise arttığını ifade etmişlerdir. Bu soruya “kararsızım” cevabı verenlerin oranı %16,2, “aynı kaldı” cevabı verenlerin oranı ise %13,2’dir.
Kadın eğitim çalışanlarına toplum tarafından saygınlığın azaldığını ifade edenlerin %31,1’i toplumsal algının değiştiğini, %18,5’i mesleğin saygınlığının azaldığını ifade etmiştir.
Kadın eğitim çalışanlarının %72,5’i öğrencilerin kendilerine karşı tutumlarının iyi düzeyde olduğunu, %66,9’u kurum yöneticilerinin, %55,9’u velilerin, %54,8’i kurum yöneticilerinin ken-dilerine karşı iyi düzeyde olumlu tutuma sahip olduğunu ifade etmişlerdir.
Katılımcıların %93,1’i eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşadığını ifade etmiştir. %6,9’u ise ayrı yaşadığını belirtmişlerdir.
Sözleşmeli çalışan kadın eğitimcilerin %42,7’sinin yer değiştirme talepleri karşılanmadığı için eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşadığı ortaya çıkmıştır. Diğer kadrolarda bu oran ol-dukça düşüktür.
Yer değiştirme talepleri karşılanmadığı için eş ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda ka-lan kadın eğitim çalışanlarının %28,2’sinin ara tatil ve yaz tatillerinde ailesiyle görüştüğü or-taya çıkmıştır.
Ailelerinden ayrı yaşamak zorunda kalan katılımcılar en çok; %53,4’ü aile içi ilişkilerinin ze-delendiğini, %49,2’si verimliliğinin ve motivasyonunun( Haber Sayfa 3’den) azaldığını, %44’ü ise maddi olarak zorlandığını, %16,9’u boşanmanın eşiğine geldiğini/boşandığını belirtmişlerdir.
Kadın Eğitim Çalışanlarının Beklenti ve Önerilerine İlişkin Bulgular
Katılımcılara “Sizin için mesleki olarak aşağıdakilerden hangisi önemlidir?” sorusu yönelttik. Buna göre; katılımcıların en çok %61,9’u mesleğin konumuna ve saygınlığına uygun bir ücrete kavuşmak, %45,2’si mesleğin statüsünün arttırılması, %39’u ise kadın eğitim çalışanların emekliliği için çalışma süresinin kısaltılması, %28,1’i özlük haklarında kesintiye gidilmemesi, %24,9’u eğitim çalışanı olduğumuz için tüm paydaşlar tarafından saygı gösterilmesi, %22,1 ücretli doğum izni sürelerinin uzatılması gibi görüşleri ön plana çıkmıştır. Katılımcılara “Kadın eğitim çalışanlarına yönelik aşağıdakilerin hangisinde pozitif ayrımcılık olmalıdır?” sorusu sorulmuştur. Buna göre; Katılımcıların %58,4’ü doğum izni süresinin arttırılmasını kadın eğitim çalışanlarına yönelik pozitif ayrımcılık olarak ele alınması gerektiğini belirtmişlerdir. %43,2’si emeklilik için çalışma süresinin kısaltılmasını ifade ederken, %40,3’ü süt izin süresinin arttırılması, %26,6’sı ders programlarının ayarlanması konularında konularında pozitif ayrımcılık beklemektedirler.
Katılımcıların %78,4’ü yıpranma payı ve erken emekliliğin olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Çok az bir kısmı olmaması gerektiğini vurgularken, %12,78’i kararsız kalmıştır.
Öte yandan;Araştırmaya katılanların yüzde 39,1’i Marmara Bölgesinde, yüzde 13,4’ü Akdeniz Bölgesinde. yüzde 12,3’ü Karadeniz bölgesinde, yüzde 12’si İç Anadolu Bölgesinde, yüzde 10,8’i Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, yüzde 8,3’ü Ege Bölgesinde, yüzde 4,1’ü de doğu Anadolu Bölgesinde görev yapmaktadır.
Ankete katılanların yüzde 89,1’ü kadrolu, yüzde 8,2’si sözleşmeli, yüzde 1,5’i ücretli ve yüzde 1,2’si özel sektörde çalışmaktadır. Araştırmaya katılanların yüzde 12,4’ü 1-5 yıl, yüzde 21’i 6-10 yıl, yüzde 23,2’si 11-15 yıl, yüzde 15,7’si 16-20 yıl, yüzde 27,7’si de 21 ve üstü kıdeme sahip.Araştırmaya katılanların yüzde 88,6’sı öğretmen, yüzde 6,1’i müdür yardımcısı, yüzde 2,si müdür, yüzde 1,3’ü memur, 0,6’sı öğretim üyesi, yüzde 0,4’ü öğretim elemanı, yüzde 0,4’ü psikolojik danışman, 0,6’sı da diğer alanlarda görev yapmaktadır.
Araştırmaya katılanların yüzde 76,4’ü evli, yüzde 21,8’i bekâr, yüzde 1,8’i ise medeni durumunu belirtmek istememiştir.
Yüzde 73,7’sinin çocuğu varken, yüzde 25,6’sının çocuğu olmadığını, yüzde 0,7’si ise belirtmek istemediğini söylemiştir.
Genel Başkan Talip Geylan sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Türk Eğitim-Sen olarak kadınlarımızın ve kadın eğitim çalışanlarımızın bizler için çok özel bir yeri vardır. Kadın emekçidir, kadın çalışma hayatının başat faktörüdür, kadın sosyal hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Türk kadını hem çalışkan hem fedakârdır; hem azimli hem cesurdur; hem kıymet bilir hem kutsal olan her şey için korkusuzca mücadele eder.
Türk kadını bu toprakların vatan olmasında erkeklerle aynı safta yer alarak mücadele etmiştir. 93 Harbinde bebeğini bırakarak cepheye giden, Erzurum’da direniş kahramanı olan Nene Hatun, Kurtuluş Savaşı’nda birliği komuta eden Erzurumlu Kara Fatma, İnebolu’dan Kastamonu’ya cephane taşırken donarak şehit olan Şerife Bacı, işgal karşısında halkı Sultanahmet Meydanı’nda mücadeleye çağıran ve o meydanda milletimize ettirdiği yeminle hafızalardan silinmeyen Halide Edip Adıvar, 9 yaşındayken Kurtuluş Savaşına katılan Nezahat Onbaşı daha nice kadın kahramanımızla gurur duyuyoruz.
Ve sadece savaşta değil; Türk tarihi boyunca eğitimde, bilimde, sanatta, sporda daha birçok alanda gösterdiği başarılardan dolayı adından söz ettiren nice kadın kahramanımıza şükranlarımızı sunuyoruz.
8 Mart’ı layıkıyla kutlamak; ancak kadınlarımızı toplumda hak ettiği üst konuma ulaştırmak, cinsiyetçiliğin karşısında yer almak, kadınların başta eğitim ve çalışma hayatında olmak üzere önlerindeki her türlü engeli kaldırmak, siyasette, sivil toplum kuruluşlarında, karar mekanizmalarında etkin şekilde yer almasını sağlamak yaşamlarını tehditten, baskıdan, şiddetten, dayatmadan uzak, güvenli şekilde sürdürebilecekleri bir zemin hazırlamak ile mümkündür.
Bu noktada “Kadın Eğitim Çalışanların Sorunlarını Anlama” konulu anket çalışmamız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde çok önemli bir referans kaynağıdır. Bu noktada anket sonuçlarını başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere paydaşlarımıza da ileterek, sorunların çözümüne yönelik tedbirlerin alınması için harekete geçilmesini sağlayacağız.
Bu vesileyle başta 26 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde şehit olan öğretmenimiz Neşe Alten ve 9 Haziran 2017 tarihinde Batman Kozluk’ta şehit olan öğretmenimiz Aybüke Yalçın olmak üzere tüm şehit öğretmenlerimizin, bu güzel vatanımız ve şanlı bayrağımız için, milletimizin bekası ve huzuru için, aydınlık bir gelecekte yaşamamız için şehit olan tüm yiğit Mehmetçiklerimizin annelerinin, kadın eğitim çalışanlarımızın ve tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.” Diye konuştu.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı