GÜNCEL HABER

EŞİTSİZ VE ADALETSİZ DÜZENİ DEĞİŞTİRELİM

EŞİTSİZ VE ADALETSİZ DÜZENİ DEĞİŞTİRELİM

Amasya Sol Parti İl Başkanlığı Yavuz Selim Anıt mey-danında basın açıklamasında bulundu.
PANDEMİDE 1 YIL
Amasya sol parti il Başkanlığı basına yaptığı açık-lamasında; Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının açıklanmasının üzerinden 1 yıl geçti. Bu bir yıl boyunca salgında hayatını kaybeden tüm insanlarımızı sevgiyle anıyoruz.
VİRÜS DEĞİL EŞİTSİZLİK ÖLDÜRDÜ
Covid-19 herkes için eşit sonuçlar üretmedi. Hayatını kay-bedenlerin büyük çoğunluğu dünyanın her yerinde emek-çiler ve yoksullar oldu. Sağlıklı gıdaya ve barınma imkan-larına erişimi olmayan, teşhis ve tedavi süreçlerinden yarar-lanamayan milyonlarca emekçi ve yoksulun zayıf bedenleri bu virüse yenildi.
KAYNAKLAR SERMAYEYE AKTARILDI EMEKÇİLER KRİZLE BAŞ BAŞA KALDI
Pandemide geçen bir yılda kamunun kaynakları teşvik, borç iptali ve vergi indirimleriyle sermayeye aktarıldı. AKP ve MHP iktidarı; işçinin, köylünün, esnafın, öğrencinin artan so-runlarına hiçbir şekilde yanıt üretemedi. Yandaş müteah-hitlerin borçlarını silen, patronlara türlü teşvikler veren iktidar konu köylüler olduğunda tarlalara el koymaktan, KYK borçları nedeniyle öğrencilerin evlerine haciz göndermekten, esnafı terslen-mekten, asgari ücretten vergi almaktan geri durmadı.
EŞİTSİZ VE ADALETSİZ DÜZENİ DEĞİŞTİRELİM
Pandemide ülkemizin 1 yılını emek, eğitim ve sağlık bağlamında değerlen-diren bir raporda da görüleceği üzere bu düzenin çarkları emekçileri ezmek, sermayeyi ihya etmek için dönüyor. Bir ücretsiz maske dağıtımını dahi bece-remeyen, tüm başarı hikayelerinin altında yeterli aşıya bile sahip olamayan her tür kayırmacılığın, hukuksuzluğun ve eşitsiz-liğin tavan yaptığı bu iktidarı ve düzeni değiştirmek için mücadele etmeliyiz. Bu ölüm düzeninden SOL bir çıkış yolunu bir-likte örgütlemeye davet ediyoruz.
PANDEMİ SÜRECİNDE İŞSİZLİK VE YOKSULLUK YAYGINLAŞTI
Son 1 yılda ülkede işsizlik, yoksulluk, sefalet görüntüleri giderek yaygınlaştı. Covid-19 salgınının önünün alınmaması sonucu birçok işyeri kapanırken AKP reji-minin dünyadaki uygulamaların aksine sosyal yardımları çok sınırlı tutması sonu-cu var olan eşitsizlikler, gelir ve servet adaletsizlikleri giderek derinleşti. Çalışan yoksulları, kadınları, işsizleri pandemi daha da şiddetle vurdu.
Son 1 yılda 728 bin kişi işini kaybetti. TÜİK’in son veri-lerine göre, Ocak 2021 itibariyle işgücüne dahil olmayanların sayısı 1 milyon 588 bin daha arttı.
YURTTAŞLAR BORÇ BATAĞINA SÜRÜKLENİYOR
Yurttaşlarımız; gelirleri temel ihtiyaçlarını karşılaya-madığı için, gündelik yaşamlarını sürdürebilmek için kredi kartlarına, ihtiyaç kredilerine yani borçlanmaya başvurmak zorunda kalıyorlar. Sosyal korumanın da yetersizliği ne-deniyle her 10 kişiden 7’sinin borçlu olduğu görülüyor. En son rakamlarlar kredi kartı borçlarının 206 milyar liraya, ihti-yaç kredilerinin ise 386 milyar liraya ulaştığı görülüyor.
LAF ÇOK, AŞI YOK: AŞI NEREDE?
Salgında aşı politikası açık ve şeffaf olarak yürütülmemiş; nitelikli, ücretsiz aşı ve hızlı aşılama sağlanmamıştır. Covid-19 salgını insan hayatını ve toplumsal yaşantıyı ciddi şekilde tehdit etmeye devam etmektedir. Bulaşmayı engellemek için 14-28 gün süreyle yurttaşların ekonomik olarak des-teklendiği tam kapanma sağlanmamış, getirilen standart ön-lemler (maske-mesafe-temizlik-havalandırma) ve kısıtlama tedbirleri ne yazık ki salgının kontrol altına alınabilmesi için yeterli olmamıştır. Salgının kontrol altına alınabilmesi için etkili aşıya olan ihtiyaç giderek artmaktayken
Türkiye’nin temin ettiği miktar yetersizdir. Aşılamanın başlamasının üzerinden 1,5 ay geçmesine rağmen toplamda 10 milyon doz aşı kullanılmış, ikinci dozunu olabilen yani bağışlanan nüfus toplam nüfusun %2’sini ancak aşmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın takviminde yer alan aşıların tümü gibi Covid-19 aşısı da yurtdışında üretilmekte ve ücretleri vergi-lerden oluşan genel bütçeden karşılanmaktadır. Tüm yurttaş-ların ödediği vergilerle satın alınan aşının fiyatı ve miktarı ise net olarak açıklanmaktadır.
Aşılama oranı yüzde 2! Zamanında aşı olmadığı için insanlarımız ölüyor. Aşılamanın başlamasının üzerinden 1,5 ay geçmesine rağmen toplamda 10 Milyon doz aşı kullanıl-mış, ikinci dozunu olabilen yani bağışlanan nüfus toplam nüfusun %2’sini anca aşmıştır.
Salgın yönetimi çöktü. Geriye kocaman bir yalan kaldı. Salgın yönetiminde iletişim ve güvenin özel bir öneme sahip olduğu bilinmektedir. Son olarak Ocak-Şubat ayları içeri-sinde AKP il kongreleri ve Sağlık Bakanı’nın kalabalık cena-zede boy göstermesi ile ‘şeffaf, güven veren Sağlık Bakanı’ imajının Koca bir yalan olduğu belirlenirken işin ‘duygusal’ yönleri de 1 Milyon ücretsiz aşıya para ödenmiş olmasıyla netleşmiştir.
SAĞLIK TEPEDEN TIRNAĞA KAMULAŞTIRILMALIDIR
Sol Parti; yürüttüğü politik faaliyetin yanında emek ve meslek örgütlerinin bu alanda yürütecekleri faaliyetlerin yay-gınlaştırılmasını önemsemeye ve katkı sunmaya devam ede-cek ve-En kısa sürede güvenilir ve nitelikli aşı temini ve aşı-lanma,-Biliminin yol göstericiliğinde şeffaf salgın yönetimi,
-Halkın pandemi nedeniyle uğradığı mağduriyetlerin gi-derilmesi, ekonomik olarak desteklenmesi,-Sağlık hizmet-lerine ulaşmanın önündeki kamu-özel ayrımı olmaksızın para başta olmak üzere tüm engellerin kaldırılması,-Ve sağlıkta dönüşüm programı yerine halkçı-kamucu bir sağlık programı hedefi için çaba harcayacaktır.
Bu çabanın sağlık emekçileri içerisinde taşıyıcısı olarak sol-sosyalist sağlıkçıların birlikte ve görünür mücadelesinin zeminlerini oluşturmak üzere özendirici ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenecek, araçlarını zorlayacaktır.
Bir yıl önce Tayyip Erdoğan’ın da görüntü verdiği, sağ-lıkçılara alkışlarla başlatılan pandemi mücadelesi, alkışlayan ellerin arasına sağlıkçıları da sıkıştıran bir cendereye dön-müştür.
Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu siyasal kriz ancak demokratik, laik, eşitlikçi, bağımsızlıkçı, halkçı, kamucu bir Cumhuriyet hedefiyle aşılabilecektir. Sermayenin sınırsız tahakkümünün ürünü olarak insanlığın başına gelen pan-demi felaketinden çıkış bu düzenin sınırları ötesinde bir dün-ya tahayyülünden geçmektedir.
EĞİTİM HAK OLMAKTAN ÇIKTI AYRICALIK OLDU
Kamusal bir hizmet olan eğitimin temel ilkelerinin eşit, üc-retsiz, düzenli, sürekli ve kapsayıcı nitelikte olması gerekir. Irk, dil, din, cinsiyet, sosyo ekonomik yapının öğrencinin eği-timini etkilememesi tek bir öğrencinin dahi “mağdur” edil-memesi anlamına gelir. Salgında ise 19 yıldır süren AKP ikti-darının piyasalaştırma politikaları doğrultusunda eğitimde yaşanılan eşitsizlik daha da derinleşti. Yoksul, emekçi halkın çocukları, özel eğitim gereksinimi olan çocuklar, kız çocuk–ları, göçmen çocuklar, anadili Türkçe olmayan çocuklar, kır-sal kesimde yaşayan çocuklar, mevsimlik tarım işçisi aile-lerin çocukları, başta meslek lisesi öğrencileri olmak üzere salgında çalışmak zorunda bırakılan
tüm çocuklar eğitimde yaratılan eşitsizlikten en çok etki-lenen kesimler oldu. Milyonlarca öğrencinin eğitimden ko-puş süreci hızlandı. Salgın, eşitlik yoksa eğitimin bir hak de-ğil, ayrıcalık haline geldiğinin kanıtı oldu.
Nitelikli kamusal eğitim ise ancak eğitim ve bilim emek-çilerinin haklarının güçlendirilmesi ile mümkünken eğitim alanında alınan kararlarda öğrencilerin, eğitim emekçilerinin gereksinimleri değil, sermayenin, siyasi iktidarın çıkarları, ihtiyaçları temel alındı.
6 MİLYON ÖĞRENCİ EĞİTİME ERİŞEMEDİ
Milyonlarca öğrencinin uzaktan eğitime erişim ihtiyaçları karşılanması, kamu kaynakları, bütçe öğrencilerin gerek-sinimleri için kullanılmadı. UNICEF verilerine göre dünya ge-nelinde 463 milyon öğrenci, Türkiye’de okulların kapalı kal-dığı süreçte (Ağustos 2020 Raporu) en az 6 milyon öğrenci uzaktan eğitime hiç erişemedi. Yüz yüze eğitim için gerekli ve yeterli önlemler alınmadı, yüz yüze eğitimin gerçekleştirildiği süreçte yüzlerce öğrenci salgından etkilendi.
ÇOCUKLAR UCUZ İŞ GÜCÜ HALİNE GETİRİLDİ
“Çocuk işçiliği”ni durdurma sorumluluğu olan MEB, mev-simlik tarım işçisi olarak çalıştırılan çocukları tarlalarda ziya-ret etti, sosyal medyada bu “ziyaret” “hafta sonu tatilini aile-lerinin yanında geçiren çocuklar” ifadesi ile paylaşıldı.
Fabrikaların, otellerin içerisinde meslek liseleri açılacağı açıklandı. Meslek lisesi öğrencilerini bir kez daha ser-mayenin ucuz iş gücü haline getirecek bir uygulama müjde olarak duyuruldu.
İNTERNET YOK, CİHAT YOK EĞİTİM NASIL OLSUN?
Öğrencilerin internete erişimlerinin ve gerekli cihazlarının olmamasından kaynaklı uzaktan eğitime ulaşabilmesi için gerekli önlemleri almayan YÖK “kayıt dondurma”yı bir hak olarak tarif ederek eğitimde yaşanılan eşitsizliğin, yok-sulluğun üzerini örten bir uygulamaya daha imza attı. Mil-yonlarca öğrencinin uzaktan eğitime erişim sorunu 1 yıl bo-yunca sürdü ve sorun devam ediyor. Uzaktan eğitime erişim için cihaz sorunu ve internet erişim sorunu milyonlarca öğrenci için devam ediyor.
EĞİTİME YETERLİ BÜTÇE AYRILMADI
Salgına rağmen eğitime yeterli bütçe ayrılmadı. Ek bütçe açıklanmadı.
Eğitim emekçileri açısından da so-runlar katlanarak devam etti. Güven-cesiz, açlık sınırının, asgari ücretin dahi altında çalıştırılan ücretli öğret-menlerin, usta öğreticilerin “telafi eği-timinde” görevlendirilmeleri şartıyla ücretlerinin ödeneceği açıklanarak eği-tim emekçileri borçlandırıldı; taah-hütname imzalatıldı.
Aynı tarihlerde ise sermaye için “ekonomik destek paketi” açıklandı.
EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖZEL OKUL SAHİPLERİNİN İNSAFINA BIRAKILDI
Tüm eğitim emekçilerinin hak-larından sorumlu olan MEB yayınladığı yazı ile özel öğretim kurumlarında çalı-şan eğitim emekçilerinin durumlarını özel okul sahiplerinin kararına, “insa-fına” bıraktı. Özel öğretim kurumları ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitim emekçileri özel okul sahipleri ta-rafından salgında okullara gelmeye, üc-retsiz izne çıkmaya zorlandı, sigortaları yatırılmadı veya ücretlerinde kesintiler gerçekleştirildi.
Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin büyük bir bölümü kısa çalışma ödeneği ile yaşamak zo-runda bırakıldı.
ÜNİVERSİTELERE KİŞİYE ÖZEL KADRO Üniversitelerde kişiye özel kadro ilanları yayınlandı. Kişilere siyasal, sendikal veya kişisel yakınlıklarına göre üniversitelerde kadro verildi. Kamu üniversitelerinin sosyal tesislerinde çalışan işçilere salgında kısa dönem çalışma ödeneğinden ödeme yapılmadı.
KAMU KAYNAKLARI KAMUSAL EĞİTİME
Yüz yüze eğitimin sürdürülebilir olmadığı koşullarda hal-kın, emekçilerin çocuklarının eğitimden kopuşu hızlanıyor. “Normalleşme” kararları ile birlikte ise risk haritasında çok yüksek riskli iller kapsamına alınan illerin sayısı 26’ya yük-seldi. 26 ilde yeni olgu sayısı yüz binde 100’ün, 48 ilde yüz binde 50’nin üzerinde ve 61 ilde ilk haftaya göre artış ger-çekleşmiştir.
KAMUSAL EĞİTİM İÇİN
*Kararlar eğitim emekçilerine, öğrencilere, halka rağmen alınamaz.
*Bilim insanlarının uyarıları esas alınmalı acilen fiziksel hareketliliğin azaltılması, salgın yayılımının kontrol altına alınması için fiziksel hareketlilik azaltılmalı ve acil kapanma uygulanmalıdır.
*Yaratılmaya çalışılan eğitim emekçileri aşılanıyor algı-sının eğitim emekçilerinin yaşamında bir karşılığı yoktur. Tüm eğitim emekçileri aşılanmalıdır.
*Tüm eğitim kurumlarında düzenli ve ücretsiz test yapıl-malıdır. *Sınavlar iptal edilmelidir.
*İhtiyacı olan tüm öğrencilere düzenli maddi eğitim des-teği verilmelidir.
*Uzaktan eğitime erişim için cihaz ve internet erişimi üc-retsiz karşılanmalıdır.*Eğitime ek bütçe açıklanmalıdır.
*Yeterli öğretmen ataması yapılmalıdır.
*Ebeveynlerden birine ücretli ebeveyn izni hakkı veril-melidir.
*Kapatılan köy okulları açılmalı, köy okullarında gerekli önlemler alınmalı, yüz yüze eğitime başlayan köy okul-larındaki eğitim emekçilerine ücretsiz barınma hakkı sağ-lanmalıdır.*Özel okullar kamulaştırılmalıdır.”şeklinde ko-nuştu (

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı