GÜNCEL HABER

İSLAM HAYATIMIZIN NERESİNDE?

İSLAM HAYATIMIZIN NERESİNDE?

Özgür-Der Amasya Temsilciliği her hafta zoom programı üzerinden “Müslümanlar Olarak Sorumluluklarımız” konulu derslere devam ediyor. Bu haftaki dersin konusu “Yaşantımız ile İslam Arasındaki Uyumsuzluk ” oldu.
Kendisini kahir ekseriyetiyle İslam’a nisbet etse de maalesef İslami emir, ahlak ve kural-ların benimsenmesi ve yaşanmasıyla ilgili ciddi sıkıntılar sergileyen bir toplumda yaşıyoruz. Bu zaaf hali bir biçimde herkesi, hepimizi etkiliyor ve ortaya giderek derinleşen, açmaza dönü-şen sorunlar çıkıyor.
Hayata bakış noktasında olması gereken takva ölçüleri unutulup ya da geri bırakılıp dün-yevi kaygıların ön plana çıkmasıyla hiç bitmeyen bir koşuşturma, çekişme, geçimsizlik, kavga görüntüsü adeta her işe, her düşünceye, her ilişkiye yansıyor.
Bu olumsuzluktan bizler de bir biçimde etkileniyor, nasibimiz alıyoruz. Muhatap oldu-ğumuz insanlara ve gelişmelere sadece Rabbimizin rızası istikametinde yaklaşmamız gerekir-ken farklı kaygı ve beklentilerin şekillendirdiği zaaflı tutumlara meyledebiliyoruz.
ÖLÜM GELMEDEN KENDİMİZİ MUHASEBEYE ÇEKMELİYİZ
Tam bu noktada ölçülerimizi sürekli bize hatırlatacak, bizi canlı, hassas kılacak, kıyamda tutacak bilgilere, ilişkilere, özet bir ifadeyle ibadetlere ihtiyaç duymaktayız. Bilincimiz açık, kalbimiz vesveseden uzak olmalı.
Neyin esas, neyin tali olduğu, neyin belirleyici neyin vazgeçilebilir olduğu hususunda kafa karışıklığı yaşamamak durumundayız. Ve bize perspektif sunan, bakış açımızı diri tutan ölçü-lerimizin dünyevi hesap ve kaygılarla gölgelenmemesi için teyakkuzda bulunmalıyız.
Ve mutlaka yapıp etmelerimizi sürekli gözden geçirmeli, Rabbimizin emirlerine aykırılık or-taya çıktığında, bu tür bir sapma emaresi belirdiğinde kendimizi ve yapıp etmelerimizi hesaba çekmeliyiz. Yaşarken muhasebe yapmalıyız.
Öldükten, yani amel defterimiz kapandıktan sonra muhasebenin bir manası yoktur. Zaten ona artık muhasebe de denmez, o sadece bir pişmanlıktır, derin bir pişmanlık.
Muhasebe için Allah Resulü’nün örnekliği ve ashabının hayat tarzı bize yeter ve yol gösterir. “Emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun” (Hud, 112) emri çerçevesinde yapıp et-melerimizi gözden geçirdiğimizde neyi doğru, neyi de yanlış yaptığımızı kolaylıkla tespit edebiliriz. Çünkü Rabbimizin emirleri açıktır, muğlaklıktan uzaktır. Kuran’ın muhkem nasları çerçevesinde hayatın nasıl yaşanması hususu belirlenmiş, açıklığa kavuşturulmuştur.
RABBİMİZİN EMİR VE YASAKLARINI HATIRLATACAK AMELLERİMİZİ ARTIRMALIYIZ
Elbette Allah’ın Kitabı ile sağlıklı, sürekli bir iletişim içinde olmalıyız. Yine Rahman’ın salih kullarıyla emri bil maruf ve nehyi anil müner sorumluluğu çerçevesinde sürdürülmesi gereken irtibat ve ilişkimizi sürdürmeliyiz. Bunlar bizi hayra yönlendirmeye vesile olacaktır. Nitekim Rabbimiz Hud Suresinin 112-114. ayetler arasında “O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir. Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz! Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır. “ diye buyurmaktadır.
Bu bağlamda ashabın dikkat çeken isimlerinden biri olan Ebu Zer el-Gıfari’nin Resulullah’tan rivayet ettiği ve Ahmed İbni Hanbel’in Müsned adlı eserinde aktardığı şu hadis ne kadar öğreticidir, kuşatıcıdır. Ebu Zer Resulullah’tan şöyle rivayet etmiştir:
“Dostum bana şu 7 şeyi vasiyet etti:
1-Zayıf ve miskin olanları sevmemi;
2- Kendimden daha düşkün olanlara bakıp, daha iyi durumda olanlara imrenmememi;
3-Hiç kimseden bir şey istemememi;
4-Akrabalarım ile onlar ilişkiyi kesseler bile ilişkiyi sürdürmemi;
5-Ne kadar acı da olsa hakikati söylememi;
6-Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan hakkı haykırmamı;
7-La havle vela kuvvete illa billah sözünü dilimden düşürmememi.” (Müsned)
HAYATIMIZIN MERKEZİNE NEFSİMİZİ DEĞİL ALLAH’IN RIZASINI KOYMALIYIZ
İşte bunlar adeta hayatı doğru, kimlikli, şerefli yaşamanın formülüdür.
İzzetli ve huzurlu bir hayat sürmenin esaslarıdır.
Yaşadığımız topluma baktığımızda ise ne görüyoruz? Zenginlik hedefleniyor ve zenginler tercih ediliyor.
Hamd etmek yerine sürekli hased ediliyor. İnsanlar dünyevi beklentilerle sürekli birbirlerini kolluyor.
Akrabalık ilişkisi bir yük gibi görülüyor. Hakikati söylemek riskli bulunuyor. İnsanlarla iyi geçinme, idare etme, onlardan beklenen menfaatleri kaybetmeme telaşı hakkı haykırma sorumluluğunu adeta eritiyor.
Güç, iktidar söz konusu olduğunda Allah’tan başka güçler karşında eziklik, zayıflık öne çıkıyor. Kadiri Mutlak olanın Rabbu’l Alemin olduğu unutulup güç sahiplerinin düşmanlığından korku duyuluyor, Allah Teala’nın ölçülerine rağmen dostlukları tercih ediliyor. Bu anlamda İzzet ve şerefi sadece Allah katında aramalı, hayatımızın merkezine rabbimizin rızasını koymalıyız. Elimizdeki her şey rabbimizden bize emanet olduğu gibi geçicidir. Geçici olana dalıp ebedi hayatı arkaya atmayalım.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı