Son Dakika

İstanbul Sözleşmesini Yürürlülüğe Koyacağız

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu, Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, CHP Amasya teşkilatını ziyaret etti.
CHP İl Binasında bir açıklama yapan CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, ”Türkiye’nin içinden geçiyor olduğu bu çok boyutlu kriz halinin bir karamsarlık yerine içinde beslediği umudu büyütmek için yollardayız.”dedi
Bu gün hakikaten çok zor günlerden geçiyoruz. Çok boyutlu bir krizin içerisindeyiz. Derin bir ekonomik buhran yaşıyoruz. Bu buhran bir kader, bir tesadüften veya bir mecburiyetten yaşadığımız bir şey değil.
Bu buhran kader değil! mecburiyetten yaşadığımız iktidarın elindeki araçlara bilerek ve isteyerek kurmuş olduğu düzenden dolayı kaynaklanıyor. Bu tespit içinde olduğumuz karanlık koşullara mahkûm olmadığımızı ve bunun bir karamsarlıktan ziyade düzeni değiştirirsek krizin değişebileceği gerçeğini bilerek umudu büyütmemiz gerektiğini söylüyor bize. Düzen değişirse bu buhran aşılır. Düzen de iktidar değişirse değişir. Dolayısıyla bugünkü karanlığın bir karamsarlık yaratmasına engel olmalıyız.
‘AKP Genel Başkanı’ 2 yıl önce ”Paranın itibarı milletin itibarıdır” dedi. Oysa bugün kuruş kuruş dakikalar içerisinde paramızın pul olduğunu izliyor. Hatta paramızı pul edecek politikalarda ısrar ediyor.
Türk Lirası tarihin zirvesinde en düşük düzeyine ulaştı. Sadece dolara karşı değil dünyadaki bütün para birimlerine karşı Türk lirası değer kaybediyor. Dolayısıyla yaşıyor olduğumuz buhranın dışarıdan kaynaklı olmadığı, birileri bize oyun oynadığı için yaşanmadığı, Türkiye’de iktidarın adımlarındaki yanlışlar nedeniyle yaşandığı da buradan açıkça ortaya çıkıyor.
Türk lirası bütün birimlere karşı değer kaybediyor.Dolar çift basamaklara geldi atık. Ve bu kriz içerisinde sonuç hepimizin yoksullaşması anlamına geliyor. Asgari ücret sadece bu sene içerisinde 100 dolar eridi. Asgari ücret 280 dolara düştü. Türk lirası değer kaybettikçe yoksullaşıyoruz. TL’nin değer kaybetme sebebi de tek adam rejimi yüzünden. O zaman eğer yoksullaşmaya son vermek istiyorsak hemen vakit kaybetmeden tek adam rejimini değiştirmemiz gerekiyor. TL her değer kaybettiğinde sadece yoksullaşmıyoruz, bu yoksullaşmaya yol açan ağır bir borçlanmayla da karşı karşıyayız. Bugün Türkiye’nin dışarıya 446 milyar dolar borcu var.
Bu iktidarın kurduğu düzen yüzünden var. Ve TL her değer kaybettiğinde dışarıya ödememiz gereken borcumuz TL olarak artıyor. Sadece son iki ay içerisinde TL dolar karşısındaki 8.30 Liradan 10 Liraya geldi. Bu 446 milyar dolarlık borcumuz, 760 milyar lira arttı.
Her birimiz bugün dışarıya daha borçluyuz. Döviz cinsinden iç borcumuz da 31,7 milyar dolar. Türk Lirası her değer kaybettiğinde Döviz cinsinden iç borcumuz da artmış oluyor. Bu da 54 milyar Lira artmış. Yani TL değer kaybı nedeniyle Türkiye dışarıya yaklaşık 814 milyar lira daha borçlu. Bu 814 milyar Lira var ya 2022 için öngörülen bütçenin yarısı. Neden? Çünkü tek adam rejiminin keyfiliği, tek adam rejiminin ”şahsım bilir ben istedim yaptım” diyen anlayışı yüzünden. Bütçemizin yarısı kadar bir artışı var borcumuzun. Bir de borcun kendisi duruyor. Bu TL değer kaybettiği için yüklendiğimiz yük. sadece bu değil her değer kaybettiğinde hayat halk için hepimiz için daha pahalıdır. Ne üretiyor olursak olalım ithal girdi almamız gerekiyor. Tarladaki domates için gübre tohumu enerjiyi, mazotu dışarıdan almamız gerekiyor. Tuvalet kâğıdı için kâğıdı dışarıdan almamız gerekiyor. Çünkü SEKA’yı özelleştirdiler. Çünkü tohum üretimini engellediler ve bizi dışarıya mahkûm ettiler. TL her değer kaybettiğinde kuruş kuruş üreticinin maliyeti artıyor. Üretici ya iflasa ya işsizlik yaratacak bir küçülmeye ya da o fiyatları vatandaşa yansıtmak zorunda kaldığı bir süreç içerisinde kalıyor. Halkın iflas, işsizlik ve hayat pahalılığı altında ezildiği bu düzeni değiştirmemiz gerekiyor.
Bugün yaşıyor olduğumuz ağır tablonun DİSK verileri ortaya koyuyor. Dar gelirlinin enflasyonunun en az yüzde 40 olduğunu DİSK’in verileri söylüyor. TÜİK’in makyajlı verileri yüzde 20 enflasyon olduğunu iddia ediyor. Oysaki yaşanan gerçeklik bundan çok daha farklı.
Bu karanlık tabloyu bir karamsarlık için değil, değişebileceğinin mümkün olduğunu açıklamak için tarif ettim. Yaşıyor olduğumuz kader veye tesadüf değil ihtidarın bilerek isteyerek kurmuş olduğu tercihlerin sonucunda yaşanıyor. bu krizler bir kader değil. İktidarın bilerek isteyerek kurduğu düzenin sonucu. O zaman o düzeni değiştirmek gerekiyor. Bu düzende kuralların yerini keyfilik almış. Biz kurallı işleyen bir hukuk devleti kuracağız. Kurumlarım yerini şahıslar almış. Biz güçlü kurumları olan güçlü bir parlamento demokrasi kuracağız. Bu düzende halkın ödediği vergilerden toplanan kanun kaynakları gelir yaratacak, istihdam yaratacak alanlara değil, ranta ve yandaşlara harcanmış. Biz halkın ihtiyaçlarına harcanacak demokratik bütçeyi ve düzeni kuracağız. Biz halk için üretim yapan istihdam yapan verimli alanlarda kamunun kaynağını kullanan bir düzen kuracağız. Reçetesi hazır. Düzeni değiştirme iradesi bir siyasi iradedir. O siyasi irade hepimizin elinde.
Sayın genel başkanımız halkı zamlar karşısında eziyor olan bu düzen karşısında iktidara çağrı yaptı. Karakış kapıda kömüre LPG’ye, elektriğe, doğalgaza ardı ardına zamlar geliyor. Bu zamlar karşısında halkı korumak için belediyelerimiz ‘karakış’ fonu kurup bir seferberlik başlattılar. Biz iktidara geldiğimizde bugün belediyelerimizde yaptığımızı yarın da yapmaya devam edeceğiz. Bu çağrılarımız ve ısrarlı önergeleri sonucunda faturalardaki TRT payı ve enerji fon kesintisi kaldırıldı. Bizim sayemizde oldu. Ama yetmez. Özellikle kış döneminde enerji faturalarındaki KDV ve ÖTV’nin kaldırılması için bir kez daha talebimizi yeniliyoruz. Biz iktidar olunca bunu yapacağız. Ama halkın sandık gelmeden omzundaki yükü kaldırma yükümlülüğü olanları da göreve davet etmeye de o güne kadar devam edeceğiz.
Bugün ülkenin öğretmenlik okumuş gençleri, inşaatlarda çalışırken elektrik akımlarına kapılıp ölüyorlar. Üreten bir ekonomiyi biz kuracağız. Atanamayan öğretmen sorununu biz kaldıracağız. Gençlerimiz öğretmen olacaklar. 2022 bütçesinde henüz kur buralara gelmemişken yandaşlara ayrılmış olan hazine garantisi 42,5 milyar lira. En az 8 milyon vatandaşımız işsizliğin ağır yükü altında eziliyor bir avuç yandaş şirkete 42,5 milyar ayırıyorlar. Biz kamu iş projelerini halkın yapacağız. Geçmediğimiz yollara garanti ödemeyeceğiz. O parayla öğretmenlerin içine gireceği sınıflar inşa edeceğiz. O parayla her mahalleye kreş yapacağız. Öğretmenler kreşte ders anlatacak. Çocuklar akranlarıyla sosyalleşecek. Anneler çocuklarını devletin güvencesinde özgürlükle bırakabileceği için kendileri de hayata özgürce karışacaklar. Biz o parayla halkın çalışacağı bacalı bacasız fabrikaları kuracağız. Türkiye’nin bunu yapacak kaynağı var. Bugün iktidarın yarattığı karanlığa mecbur değiliz hep birlikte değiştirebiliriz. Hep birlikte değiştireceğiz.
İstanbul Sözleşmesini Yürürlülüğe Koyacağız
Bugün büyük bir şiddet sarmalının içerisindeyiz. Sadece şu geçtiğimiz birkaç gün içerisinde Türkiye’nin farklı yerinden kadınların cinayete kurban edildiği bir gerçeklikle karşılaştık. Sokak ortasında öldürülen, boşanmanın eşiğinde olduğu eşi tarafından bıçaklanan kadınlar. Buna da mahkûm değiliz. İktidarımızın ilk 1 haftasında İstanbul Sözleşmesini yeniden yürürlüğe koyacağız. Çünkü İstanbul Sözleşmesi ”Kadına şiddeti önleyemiyorsan ceza öde” der devletlere. Ve biz yargı ve kolluk içerisinde şiddeti gerektiği gibi cezalandırmak için gereken düzeni kuracağız. Biz, kadınların ekonomik gücünü garantiye alacak olan, aile destekleri sigorta programıyla kadınların güvenceli çalışabileceği bir geleceği kuracağız. Her ailede mutlaka en az bir sigortalının var olduğu güvenceli, umutlu geleceği kurcaz. Ve biz özel sektörde kadınlara istihdam sağlayanları desteklediğimiz gibi kamuda kotalarla kadınların bu düzenin eşit paydalı olacağı bir geleceği adım adım omuz omuza hep birlikte inşa edeceğiz.” sözlerine yer verdi ve ”yarınlar çok daha güzel olacak” dedi.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı