GÜNCEL HABER

Sağlık Sen Amasya Şube Başkanı Recep Eliaçık;

Sağlık Çalışanları Kahramanlıklarıyla Anılmalı”

Sağlık Sen Amasya Şube Başkanı Recep Eliaçık, Covid-19 enfeksiyonuna bağlı vakalarının tavan yaptığı, bu nedenle de 1-7 günü kapanma süreciyle geçen Mayıs ayında, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet maalesef yine durmadı. Sağlık birimlerinde ay boyunca yaşanan 22 şiddet vakasında, 42 sağlık çalışanı mağdur oldu dedi.
Eliaçık, “31 saldırganın rol aldığı bu şiddet olaylarının, genel anlamda tüm sağlık çalışanları üzerindeki psikososyal etkisini rakamlarla ortaya koymak ise ne yazık ki mümkün değil.
Her ay tanık olduğumuz bu tablo, özelde sağlık çalı-şanlarının kanayan yarası gibi gözükse de aslında tüm top-lumu ilgilendirmektedir.
Çünkü sağlık çalışanları bu toplumun şifa kaynağıdır. Kaynağa yönelik bir tehdit tüm bireylerin, tüm toplumun tehdidi anlamına gelmektedir.
Sağlık çalışanlarına şiddet bu denli can yakıcı ve kap-sayıcı iken, mücadelenin de aynı oranda kuşatıcı ve istikrarlı olması zorunluluktur.
Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere siyasi irade, bu zorunluluğun gereklerini yapmakla yükümlüdür. Nihai hedef, şiddetin yaşanmadan önüne geçilmesi olmalıdır. Yani enerji sarfiyatı şiddetin sebeplerine kanalize edilmelidir.
Bu kapsamda sağlık hizmetlerinin sunulduğu tesis ve ortamlardaki; Fiziki ortam ve önlemlerin gözden geçiril-mesinden, Önleyici kolluk hizmetlerine, Tesislerde iş akışı-nın düzenlenmesinden, İş ve işleyiş hakkında bilgi ve ileti-şim kanallarının yeniden düzenlenmesine, Olay sonrası hukuki takip süreçlerinden, Mağdurlara psikososyal destek verilmesine kadar pek çok hususta ciddi adımlar atılmalıdır. Elbette Sağlık Bakanlığı haricinde medyadan eğitime, yasa-ma organından adli birimlere kadar pek çok kuruma da önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir.
Sağlık-Sen, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet husu-sunda hiçbir gerekçeyi kabul etmediği gibi sorunun çözümü noktasında sorumluluktan kaçılmasını da kabul etmiyor. Çünkü şiddetin “ama”sı olmadığı gibi mücadele noktasında ihmal edilir bir yanı da olmaz, olamaz, olmamalıdır.
Bu çıplak gerçeği Mayıs ayının sonunda Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Doktor Ertan İskender’e yönelik şiddet olayında bir defa daha gördük.
Doktor İskender, bizzat hastası tarafından elinden ve belinden bıçaklandı.
Bu elim olay “sağlıkta şiddet sorunu”nu bir defa daha gözler önüne serdi. Sayın İskender’in elinden aldığı hasar nedeniyle bir daha mesleğini yapamama ihtimali var. Yaşa-dığı travmanın boyutlarını tarife ise kelimeler yetersiz.
Temennimiz benzer olayların yaşanmaması. Ancak genel tablo ve aydan aya ortaya çıkan şiddet verileri, iyimser olmamıza engel teşkil ediyor.
Bu genel değerlendirmeler çerçevesinde Mayıs ayında ya-şanan şiddet olaylarına baktığımızda, 22 vakanın 18’inin hem sözlü hem fiili olarak meydana geldiğini görüyoruz. Olayların 3’ü sözlü 1’i ise mobbing olarak gerçekleşti. 22 şid-det olayının; 10’una hastalar, 9’una hasta ve hasta yakınları, 1’ine yönetici, 2’sine ise magandalar sebebiyet verdi.
Daha önceki aylarda gerçekleşen şiddet olaylarında oldu-ğu gibi şiddetin türleri de failleri de aynı.
Üzücü olan bir diğer durum ise saldırganların çoğunun vicdanları rahatlatıcı cezalar almamasıdır. Ay boyunca yaşanan şiddet olaylarında 9 saldırgan hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. Bunun yanında 5’i gözaltı sonrası ser-best bırakıldı, 8’i hakkında soruşturma başlatıldı, 2’si hakkında cezai işlem uygulandı. Ancak 4 saldırgan tutuklanırken, 3’ü hakkında da arama kararı çıkarıldı.
Bu veriler sağlık çalışanlarını daha fazla yaralar mahi-yettedir. Çünkü şiddet olaylarında, yaptığının yapanın yanına kar kalması, yaşanan travmayı derinleştirmektedir.
Yaşanan şiddet olaylarının adresi Mayıs ayında da değiş-medi. Vakaların 17’si hastanelerde, 2’si ASM’lerde, 3’ü sah-ada meydana geldi.
12 doktor, 11 hemşire, 8 ATT, 7 sağlık çalışanı, 4 güvenlik görevlisi bu ay şiddet mağduru oldu.
Şiddet, doktor – hemşire, tekniker – güvenlik görevlisi ay-rımı yapmadığı gibi yine cinsiyet ayrımı da yapmadı. Olay-larda 16’sı kadın, 26’sı ise erkek olmak üzere 42 sağlık çalı-şanı mağdur oldu.
Şiddet olaylarının üzerine kararlı bir şekilde gitmek, cay-dırıcılık ve önleyicilik noktasında önem arz etmektedir. An-kara’da önceki aylarda hakkında ‘tehdit’ suçundan soruş-turma başlatılan S.Y.’nin uzlaştırma uygulaması kap-samında doktor ve sağlık çalışanlarından özür dileyip, karanfil dağıtması bu duruma güzel bir örnek oluş-turmaktadır.
Mayıs ayında, adli mekanizmaların zaman zaman tanık olduğumuz vicdanları yaralayıcı uygulama örneklerinden birine de tanık olduk. Önceki aylarda bir sağlık çalışanını döven F.T., mahkemeye “kasıtlı olarak yaptığım bir şey değildi.
Tahliyemi talep ediyorum” dedikten sonra tutuklu kal-dığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edildi.
Sağlık Çalışanları Kahramanlıklarıyla Anılmalı
Mücadeleleriyle koronavirüsü bile alt eden sağlık çalışanları, ne yazık ki şiddet meselesiyle baş etmekten aciz-ler. Çünkü şiddet sağlık çalışanlarını en beklemedikleri an-da yakalıyor. Saldırgan bazen hasta oluyor bazen de hasta yakını. Sağlık çalışanlarının aciz oldukları yer burası. Şifa aramaya gelen kişi, bir anda bir saldırgana dönüşüyorsa, can kurtarma derdindeki sağlık çalışanı ne yapsın! Burada Bakanlığa çok büyük görevler düşüyor. Artık sağlıkta şiddet haberleri duymak istemiyoruz. Sağlık çalışanları emek-leriyle, kahramanlıklarıyla anılmak istiyor. Bir saldırganın gözü dönmüşlüğü sonucu haber bültenlerine konu olmak istemiyor sağlık çalışanları. Elbirliği ile bu sorunun üste-sinden gelmek mümkün. Hiçbir sorun çözümsüz değildir. Yeter ki istensin ve gereken hassasiyet gösterilsin.” Diye konuştu.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı