Gündem

TÜRK EĞİTİM-SEN 30 YILDIR OLDUĞU GİBİ GEREĞİNİ GEREKTİĞİ ŞEKİLDE YAPIYOR

Türk Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, Malum olduğu üzere son aylarda Öğretmenlik Meslek Kanunu gereğince öğretmenlerimizin kariyer planlamasını düzenleyen süreç yürümekte ve eğitim kamuoyunun gündemini işgal etmektedir.”dedi.
Başkan Kamil Terzi yaptığı yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; Maalesef tüm iyi niyetli ikaz ve öneriler dikkate alınmamış uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarının verilmesi sınav şartına bağlanmıştır.Başkan Terzi, Türk Eğitim Sen olarak kariyer basamakları uygulamasının ilk başladığı 2005 yılından beridir söylü-yoruz: Sınav yalnız bilgiyi ölçer. Oysa ki, öğretmenlik sadece “bilme” mesleği değil, “öğretme” mesleğidir. Dolayısıyla kariyer planla-masında esas alınması gereken tek ölçüt mesleki tecrübe, kıdem, hizmet yılı olmalıdır. Buna göre 10 yıllık öğretmenler uzman 20 yıllık öğretmenler de başka herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın başöğretmen olarak değerlendirilmelidir. Fakat yasa-nın hazırlık ve parlamento sürecindeki tüm talep ve tep-kilere rağmen, düzenleme mevcut haliyle yürürlüğe gir-miştir. Doğal olarak da öğret-menlerimizin büyük bir tepki-sine neden olmuştur.
Öte yandan ilginç bir durumdur ki, kariyer sınavı süreciyle sahada oluşan tepkisel durum, bir süredir bazı sözde sendikal örgütlenmeler ve fetö-vari unsurlarca sendikamıza yönelik bir itibarsızlaştırma operasyonuna dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Sahada öylesine bir hava oluşturulmaya çalışılmaktadır ki; sendikamız, sanki Öğretmen-lik Meslek Kanunu sürecinde gerekeni yapmamış ya da kari-yer sınavıyla ilgili iddia ve talebinden vaz geçmişçesine bir algıya mahkum edilmeye çalı-şılmaktadır. Oysa ki, Türk Eğitim-Sen, ÖMK’nın çıkarıla-cağının kamuoyuna ifşa edildiği 23 Ekim 2018’den teklifin TBMM’ye sunulduğu 31 Aralık 2021 tarihine kadar, meslek kanunu ile ilgili bir sendikanın yapması gereken ne varsa ortaya koymuştur. Sendikamız, gerek Bakanlık merkez teşkilatının gerekse de taşra teşkilatının düzenlediği çalıştaylara iştirak ederek ve ayrıca kendi düzen-lediği çalıştay ve toplantılarla talep ve görüşlerini kamuoyu ve muhataplarıyla paylaşmış, afiş ve broşürler hazırlayarak meslektaşlarımızı bilgilendirmiş, sosyal medya kampanyaları düzenlemiş, sayısını hatırlaya-mayacağımız basın açıklamaları ve TV programları ile ses vermiş, 23 Kasım 2021’de Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın “Meslek Kanunu’nu çok yakın zamanda çıkarıyoruz” ifadesi üzerine de 8 Aralık 2021 tarihinde 81 ilde alanlarda kitle-sel basın açıklamalarıyla taleplerimizi bir kez daha gün-deme taşımıştır.
TBMM safhasında da iki genel başkan yarımcımız vasıta-sıyla komisyonlarda öğretmen-lerin haklı talepleri en üst dü-zeyde ve en net şekilde ifade edilmiştir.
Ve son tahlilde kanun çıktık-tan sonra da kanunun uygulamasına dair hazırlanmış olan mevzuat düzenlemesinin yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle yargıya taşın-mıştır.
Velhasıl, ÖMK sürecinde Türk Eğitim Sen üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz yerine getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir.
Fakat geride kalan dört yıllık sürede kulağının üzerine yatanlar, ÖMK konusunda “Geri çekilsin, istemezük” sloganından başka hiçbir duruş ve gayret ortaya koymayanlar şimdi piyasada arzı endam ederek sendikal bir husumet ve hesaplaşma edası ve provokasyonuyla gün yüzüne çıkmışlardır. İçeriği ve sunumu bakımından amatörce hazır-lanmış ve bu hüviyetiyle de adeta meslektaşlarımıza hakaret niteliği taşıyan 180 ve 240 saatlik videoların yayınlanmaya başlanmasıyla birlikte öğretmen-lerimizde oluşan büyük tepki ve öfke ortamı, bir takım sendikal örgütlenme ve siyasetçilerin dikkatini ancak çekmiş, verimli bir zemin olarak fark edilmiş, bunun üzerine de yeni ve farklı bir süreç başlatılmıştır. Görülmüştür ki, kimilerince güya kariyer sınavı özelinde yürütülen faaliyetler, aslında başka hedefleri taşımaktadır. İş işten geçmiş, süreç başlamış, eğitimler tamamlanmış, sınava ramak kalmış; fakat kanunun ha-zırlık aşamasında kılını kıpır-datmayanlar ve o dönemde kamuoyu oluşturulması anlamında Türk Eğitim Sen’in ortaya koyduğu gayret ve dirayetin onda birini sergile-memiş olanlar, güya, şimdi çıkmışlar öğretmenin derdiyle dertleniyorlar! Atı alanın Üsküdar’ı çoktan geçtiği bir zamanda yapılan sözde etkinliklerin tek bir anlamı vardır; tribünlere oynamak ve süreci manipüle etmek.Çok açık görülüyor ki, gelinen noktada, öğretmenleri-mizin en haklı talep ve tepki-lerinin sonucu oluşan bu yeni süreç, derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olan birileri tarafından, mesleki bir mesele olmaktan çıkarılarak başka hedef ve hesaplara matuf bir kulvara evrilmek istenmektedir.
Öğretmenlerimizin sonuna kadar haklı tepki ve taleplerinin, bir yerlerin suflesiyle kurgula-nan ittifakların sendikal taassup ve siyasal hesaplarına meze yapılmasına asla müsaade edilemez!
Öte yandan üzülerek şahit oluyoruz ki, ÖMK konusunda da olduğu gibi, seçim sathına girdiğimiz bu dönemde toplum-sal her gelişme manipüle edile-rek siyasi restleşmenin aracı haline getirilmek istenmektedir. Siyasilere çağrıda bulunuyoruz: Öğretmenlerin haklı talep ya da tepkilerini siyasi husumetlerinizin mezesi haline getirmeyin!
Böylesi gayretler, mesleki problemlerimizin çözümüne ve beklentilerimizin karşılanmasına vurulacak en büyük darbelerdir.
“Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” düsturuyla otuz yıldır mücadelesini yürüten Türk Eğitim-Sen böylesi niyetlere asla eyvallah etmeyecek, yol vermeyecektir. Kınayanların kınamasından korkmadan, iftira ve dedikodulara itibar etmeden, inandıkları ve ilkeleri doğrultu-sunda ahlaklı ve kararlı sendikal mücadelesinden asla taviz ver-meyecektir.
Türk Eğitim Sen’in bu duruşu, eğitim çalışanları tarafından takdir görmekte, tasvip edilmektedir. Herkes görüyor ki, Türk Eğitim Sen’in yeniden yetkili olacağı yeni bir dönem başlamıştır. Zaten iftira ve dedikodularla sendikamıza saldıran mahfilleri rahatsız eden gerçek de budur. ÖMK konu-sunda, herkes duyarsızlığın çukurunda yuvarlanırken, Türk Eğitim-Sen’in dört yıldır inanç ve azimle sürdürdüğü mücadele ve emeği kıymetsizleştirerek dayanağı olmayan iftiralarla sendikamıza yönelik yürütülen itibarsızlaştırma gayretlerinin nedeni de bu gerçekliktir. İşin garip yanı, sözkonusu Türk Eğitim Sen husumeti olduğunda çok renkli ittifaklar kurulmak-tadır. Yetkiyi kaybetme korkusu yaşayanlar ve yetkiyi hayallerin-de dahi göremeyecek olanlar iyi bilsin ki, Türk Eğitim Sen yetkiyi ya alacak ya alacaktır!
Eğitim çalışanları çok iyi biliyor ki; Türk Eğitim Sen ne siyasal iktidarların saha memurluğunu ne de marjinal ideoloji ve örgütlenmelerin payandalığını yapar! Durduğu yer, her daim ve tavizsizce her durum ve koşulda eğitim çalışanlarının yanı ve mensubu olmaktan şeref duyduğumuz büyük milletimizin beklenti ve yararıdır. Türk Eğitim Sen’in otuz yıllık geçmişi tertemizdir, kazanımlarla ve hak mücadelesiyle doludur.
Hiçbir üyemizin başını öne eğdirecek zerre-i miktar lekesi yoktur. Bu şerefli mücadelenin vücuda getirdiği bu muazzam sendikal kariyer ve itibarın; sabıkası kirli, sicili bozuk, hedefi ve niyeti malum olan sendikal/siyasal kurguların iftira ve dedikodularıyla sarsılacağını mı sanıyorsunuz?
Türk Eğitim-Sen olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Ekşi yemedik karnımız ağrımıyor. ÖMK konusunda sendikamız üzerine düşen sorumluluğun gereğini dört yıllık süreçte eksiksiz yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.
Gocunacak ne bir yaramız, ne bir eksiğimiz vardır. Türk Eğitim-Sen’e haksız ithamda bulunan herkes ve her oluşuma “Hadi oradan” diyoruz.
Eğitim çalışanları; “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye” misali, asıl sorum-luluk zamanında ortalıkta görünmeyenlerin, güç birliği yapmayanların, Türk Eğitim Sen alanlarda haykırırken sürece duyarsız kalanların şimdi yapacakları güya eylem/etkinliklerin nereye hizmet edeceğini ve tribünlere oynamaktan ibaret olduğunu çok açık görüyor.
Eğitim çalışanları şundan emin olsun: Türk Eğitim Sen olarak tek derdimiz eğitimin ve eğitim çalışanlarının hak, kazanım ve talepleridir. Otuz yıldır olduğu gibi bundan sonra da sorumluluğumuzun gereğini titizlikle yerine getireceğiz. Gayretimizi ortaya koyarken istikametimizi tayin edecek unsur, ne sendikal taassuplar ne de siyasilerin politik kurguları olacak! Aslamış gibi yapmayacağız. Tribünlere oynayarak algı operasyonlarına fırsat vermeyeceğiz. Çalışanların beklenti ve isteklerine ses olurken aynı zamanda sonuç almaya ve çözüme odaklı aktif duruş sergilemeye devam edeceğiz.
Kıymetli üyelerimiz ve çalışanları şundan da emin olsun ki; Türk Eğitim Sen güven kapısıdır. Önümüzdeki süreçteki en önemli gündemimiz, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun adına yakışır şekilde muhtevasının zenginleştirilmesidir. MEB ve yasa koyucu nezdinde gayretimiz de bu yönde ola-caktır. Çünkü ortak kanaati-mizdir ki, ÖMK kadük çıkmıştır ve bu düzenleme içeriği itibariyle adına yakışmamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı’na da çağrıda bulunuyoruz: Geç kalınmış değildir, öğretmenleri-mizin makul ve haklı talebine daha fazla kayıtsız kalınmasın! 614 bin öğretmenimizin muh-temel hak kayıplarını önleyecek gerekli tedbirler alınsın! Öğretmenlerimizin hizmet, kıdem ve tecrübesi kıymetsiz görülmesin. Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik başvurusu yapma ön koşul ve yeterliliklerine sahip ve 180/240 saatlik eğitimlerini tamamlamış her öğretmenimiz uzman/başöğretmenlik unvanını hak etmiştir.
Zaten ekonomik ve sosyal sıkıntılarla boğuşan meslektaş-larımızın motivasyonlarını ve dolayısıyla eğitim hizmetini olumsuz etkileyecek durumlara artık dur denilsin.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.